Türkiye ve Avrupa birbirine muhtaç

Türkiye'de birçok kişi, başbakanları Erdoğan'ın 'Türkiye AB'ye üye olursa Avrupa ile 1 milyar 300 milyon Müslüman arasında köprü kuracak ve medeniyetler birleşmesi başlayacak' sözüne katılmıyor.
Haber: YAKUP CABİR / Arşivi

Türkiye'de birçok kişi, başbakanları Erdoğan'ın 'Türkiye AB'ye üye olursa Avrupa ile 1 milyar 300 milyon Müslüman arasında köprü kuracak ve medeniyetler birleşmesi başlayacak' sözüne katılmıyor. Ulusalcı sağ, aşırı sol, tutucu Müslümanlar ve üyelikle birlikte oluşacak ekonomik sonuçlardan endişe duyanlar AB'ye sıcak bakmıyor.
Avrupa'da da büyük bir kitle AB'nin Hıristiyan kulübü olduğuna inanıyor ve Müslümanların birliğe katılmasını istemiyor. Üyelik sonrası Türk işçilerin sanayi ülkelerine akın etmesinden endişelenenler de var. Ama hem Avrupa'dan hem Türkiye'den büyük bir çoğunluk, iki tarafın birbirine ihtiyacı olduğunun farkında.
Aslında Avrupalıların çoğunluğunun Türkiye'nin üyeliği yönündeki eğilimlerinin temel etkeni, nesnel sebeplere dayanıyor.
Bu sebeplerin başında ise durmaksızın yaşlanan Avrupa'da ihtiyaç duyulan genç Türk işçi oranı geliyor. Ayrıca geçen yıl yüzde 9'luk büyüme gerçekleştiren Türkiye'de yükselen ekonomik kalkınma dengesi, düşük ekonomik büyümeye sahne olan birçok Avrupa ülkesinden daha iyi. Üyeliğin Osmanlı hilafeti zamanında Akdeniz havzasındaki savaşların yol açtığı tahribatıı gidereceğini düşünen Avrupalılar var. Zira Türkiye'nin Avrupa'da özellikle de Balkanlar'da Arap dünyasından fazla tarihi varlığı ve ağırlığı bulunuyor.
Laik kimlik garanti altında
Üyelik Türkiye'ye büyük ekonomik güç verecek. Bunun yanı sıra kurumların AB'ye entegre edilmesiyle demokrasi sürecinin sağlamlaşmasına destek olacak, laik kimliğini garanti edecek. Erdoğan'ın siyasi, ekonomik ve sosyal bir dizi reform için AB üyeliğini kullanması sebebiyle ülke saygın bir sürece taşındı. Üyelik müzakerelerinin uzun süre alacak olması Türkiye'nin daha fazla reform yapmasını sağlayacak.
Bununla birlikte müzakerelerin başarıyla taçlanacağının garantisi bulunmamakta. 10 yıl çok uzun bir süre ve bu süre zarfında Türkiye'nin üyeliğine temelden karşı çıkan Avrupa partileri iktidara gelebilir. Türklere düşen, üyeliklerinin kolay olacağını sanmamaları.
(Ürdün gazetesi Düstur, 13 Ekim 2005)