Türkiye'nin McCarthy anı geldi

Türkiye'nin en iyi romancısı Orhan Pamuk hakkında ülkesine 'hakaret' ettiği suçlamasıyla dava açılması geniş yankı buldu.
Haber: JACK MILES / Arşivi

Türkiye'nin en iyi romancısı Orhan Pamuk hakkında ülkesine 'hakaret' ettiği suçlamasıyla dava açılması geniş yankı buldu. Türk Ceza Yasası'nın 301'e 1. maddesi, "Türk olmaya, Cumhuriyet'e veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne alenen hakaret edenlerin altı aydan üç yıla kadar hapisle cezalandırılmasını" öngörüyor. Pamuk'a böyle bir ceza verilir mi? İstanbul Bienali'nin küratörlerinden Vasıf Kortun, geçenlerde Alman radyosuna Pamuk'un beraat ettirileceğini ve "savcıların kimseyi böyle bir suçlamayla yargılayamayacaklarını idrak edeceklerini" söylüyordu. Ancak herkes Kortun kadar iyimser değil. Uluslararası yazarlar birliği PEN, derin endişe duyduğunu açıkladı.
Fikir ırmağı akmaya başladı
Pamuk'un, bir röportajda, geçen eylülde İstanbul'da düzenlenen tarihi bir konferansın da konusu olan bir meselede tek bir cümle sarf ettiği için hapis cezasıyla yüz yüze kalabilecek olması son derece tuhaf görünüyor. Gerçek şu: 1915'teki Ermeni soykırımı (isterseniz 'soykırım' etiketini reddedebilirsiniz, fakat Hitler ondan ilham aldığını söylemişti) artık Türkiye'de konuşulamaz bir konu değil. Kısmen Pamuk davası, kısmen de bu yılki konferanstan dolayı buzlar kırıldı. Fikir ve değerlendirme ırmağı akmaya başladı. Bazı Türkler infiale kapılıyor olabilir, fakat açıkça artan sayıda insan da ferahlamış görünüyor. Türkiye'nin Kürt nüfusuyla şiddetli mücadelesi de, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın yönetimi altında, yavaş olmakla birlikte aşama aşama gelişen ilişkilerle rota değiştiriyor. Başka meselelelerin yanında, Türkiye Irak'ın Kürt kuzeyinden gelen petrolü Türkiye üzerinden Akdeniz'e akıtmayı (ve böylece ciddi miktarda nakliyat geliri elde etme) umut ediyor ve bu, Türkiye için Kürtlerle iyi ilişkiler kurmak yönünde güçlü bir saik sağlıyor.
Geçmişle yüzleşmek
Tarihsel olarak Türkiye'nin en yakın ilişki kurduğu Avrupa ülkesi Almanya. Son yarım asırda Almanya'nın en büyük başarısı, geçmişiyle yüzleşebilmesi oldu. Türkiye de, eğer kendi geçmişiyle yüzleşmek konusunda benzer bir kahramanlık sergilerse, sadece üye olmaya çalıştığı AB'nin değil, dünyanın hayranlığını kazanacaktır. Bir ülkede ihanet taktiğinin gerilemeye başladığı an, tarihi bir an olabilir. Yakın dönem Amerikan tarihinde böyle bir an, Senatör Joseph McCarthy, kültürel bir efsaneyle, herkesin saygı duyduğu Edward R. Murrow ile kılıçları çektiğinde yaşanmıştı. İronik olan o ki, McCarthy'nin Amerikan siyasi kültürüne yaptığı ve bugüne kalan yegâne katkısı 'McCarthycilik' kavramı oldu; şahsında cisimleştirerek reddedilmesine vesile olduğu bir tür siyasi manipülasyondu bu. Belki de benzer bir ret ve kendini tarif etme anı, Türkiye'nin çok ileri giden savcıları, ülkelerinin en usta, en saygın ve silahı olmaksızın en açık konuşan romancısıyla yüzleştiklerinde, Türkiye'de yaşanacak. Fakat o anı potansiyel olarak tarihi kılan şey, tam da bu belirsizlik. (Yazar, Uluslararası Siyaset Pasifik Konseyi üyesi, 16 Aralık 2005)