Türkiye'nin üyeliği özel olacak

AB'nin Türkiye ile müzakerelere başlaması, taraflar arasında uzun zamandır gergin seyreden ilişkileri sakinleştirecek. İleride üyelik gerçekleşirse Türkiye kendine has ilgi alanları ve ABD bağlantısıyla özel statüde bir AB üyesi olacak.
Haber: Lothar Rühl / Arşivi

AB'nin Türkiye ile müzakerelere başlaması, taraflar arasında uzun zamandır gergin seyreden ilişkileri sakinleştirecek. İleride üyelik gerçekleşirse Türkiye kendine has ilgi alanları ve ABD bağlantısıyla özel statüde bir AB üyesi olacak.
Avrupa ile müttefik Türkiye arasındaki ilişkiler uzun zamandan beri kötü. En son 1974'te Kıbrıs'ta Rum milliyetçilerinin statükoyu değiştirmesine karşı gerçekleşen Türk işgali, Ege'de İkinci Dünya Savaşı'ndan beri var olan gizli siyasi çekişmeyi ortaya çıkardı. O zamandan beri Ege'deki uçurumda köprü görevini üstlenen ve Atina ile Ankara arasındaki gerginlikleri yatıştıran, ABD oldu. Clinton'ın başkanlığından beri Washington'ın etkisi, AB'nin Türkiye'ye karşı politikasını değiştiren güçtü ve yaklaşık 10 yıldan beri ilişkilerin düzelmesi, iki tarafın yakınlaşması ve Türkiye için AB'ye üyelik perspektifinin açılması gibi etkileri beraberinde getirdi. AB ile üyelik müzakereleri gelecekte ilişkileri yumuşatacak.
ABD'nin, Batı Avrupa ile Türkiye'nin, NATO içindeki gevşek ilişkisini Avrupai bir çerçevede ve bağlayıcı bir anlaşmayla sağlamlaştırma isteği stratejik özelliklere sahip. Türkiye, Doğu'yla ilişkilerde
ve 1990-91'e kadar Ukrayna ve Kafkaslar arasında Sovyetler Birliği'ne karşı, Avrupa'nın Akdeniz'deki gücü, NATO'nun güneydoğu temel direği ve müttefik hava kuvvetleri -özellikle de ABD için batmaz bir uçak gemisiydi. Burada ABD, Avrupa'nın aksine, Türkiye'nin Küçük Asya'daki jeopolitik konumunu hesaba kattı. Özellikle Ege ve Karadeniz arasındaki kontrolü elinde tutan Türkiye'nin anahtar pozisyonu önemliydi.
Washington ayrıca Türkiye'nin Ortadoğu ve Yakındoğu'da bölgesel güç olma amaçlı dış politikasını da dikkate aldı. 1963 sonlarında Kıbrıs krizinin başlangıcından beri Türkiye, ABD politikasının her durumda destekçisi olmadığını gösterdi. NATO öncelikleri ve ittifak menfaatleri zaman zaman önemini kaybediyor. Buna karşılık ABD için Türkiye, stratejik bir ortak, Ortadoğu'da bir istikrar unsuru ve Körfez bölgesindeki petrolün yanıbaşında.
Türkiye geçen 30 yılda Avrupa ve ABD'nin, her defasında kendi çıkarlarını gözeten, müttefikleri ve komşuları arasında çıkarları uğruna ayrım yapan, zor ama değerli bir ortağı oldu. Türkiye, ne ABD için, ne
NATO içinde uysal bir müttefik, ama sadık. Bu yüzden politikaları Kıbrıs,
İsrail, Irak ve Türkiye'nin İran'la karmaşık ilişkisi gibi durumlarda görüldüğü üzere farklılık arz edebiliyor.
Türkiye, Avrupa'nın doğuya açılması ve Ukrayna'nın Moskova'dan bağımsızlığını kazanıp Rus gücünün Avrupa'nın merkezinden çekilmesinden beri, ABD'nin Avrupa'da, jeostratejik olarak Britanya ile birlikte en önemli müttefiki oldu. Şimdiye kadar Almanya'nın sahip olduğu politik müttefik pozisyonuna ilerliyor Türkiye. Balkanlar ve Kafkasya arasındaki pozisyonu, Karadeniz'de en uzun kıyı sahibi ülke olması, bu denizle Akdeniz arasında, Doğu Akdeniz ile Suriye, İsrail ve Mısır arasında ve Körfez bölgesinde İran ile Irak arasında bulunmasıyla Türkiye anahtar rolünü üstleniyor.
De Gaulle'un "Avrupalı Avrupa" anlayışı, Chirac'ın "Avrupa Gücü" anlayışına, ABD karşısında yerini alan Avrupalı bir bağımsız oyuncuya dönüşüyor. O bakımdan ABD, AB'nin Türkiye ve Ukrayna ile genişlemesini, Paris-Berlin-Moskova gibi Avrupa çemberine karşı savunma amaçlı istiyor olabilir. O zaman konu 'Eski Avrupa'ya karşı yeni Avrupa' değil, NATO çerçevesinde güvenliği sağlanan ve ABD'den ayrı düşünülemeyen bir genişleme olur.
Türkiye, çıkarlarını ancak ABD ile anlaşarak savunabilir. Bu çıkarlar, Kuzey Irak'ta Kürtlerin dizginlenmesi, Türkmenlerin kollanması, Hazar Denizi petrolünün Ceyhan'a akması, Musul ve Kerkük'teki petrol kaynakları, Azerbaycan ve Gürcistan'ın Rusya'dan bağımsızlığı. Bunlara AB'nin fazla katkısı olmaz. Ama Washington'ın desteklediği AB üyeliği amacı için Türkiye, Avrupa önceliklerini kendi çıkarlarının önüne geçirmez. Türkiye, AB'ye Avrupa dışında kendi çevresi bulunan bir büyük ülke olarak girecek, destek gücü veya genç ortak olarak değil.
Avrupa, Türkiye üzerinden İslami Doğu'ya bir köprü ve güney sınırlarını kontrol imkânını göz önünde tutuyor. Onun için en önemli öncelik, AB ortaklarının Türkiye'ye ortak dış, güvenlik ve savunma politikalarında eşit davranmaları. Ancak böylece çıkarların belirlenmesinde ortak kriterler ve kriz durumlarında öncelikler bulunabilir, stratejilerde karşılıklı nüfuz ve ortak üstünlük elde edilebilir.
(İsviçre gazetesi, 20 Ocak 2005)