Viyana sefirinin yasak aşkı

Sadullah Paşa Tanzimat'ın yaslandığı pırıltılı gençler kuşağındandı. Devlet memuriyetine 15 yaşında başlamış, yirmilerinde yönetim kademesinde söz sahibi olmuştu.
Haber: AVNİ ÖZGÜREL / Arşivi

Sadullah Paşa Tanzimat'ın yaslandığı pırıltılı gençler kuşağındandı. Devlet memuriyetine 15 yaşında başlamış, yirmilerinde yönetim kademesinde söz sahibi olmuştu. Babıâli'nin Tercüme Odası'nda görevli olduğu sırada reformları yetersiz bulduğu için 'Muhalefet Fırkası'ndan sayılıyordu.
Mustafa Fazıl Paşa'nın padişah Abdülaziz'e hitaben Fransızca kaleme aldığı 'açık mektup'u Türkçeye tercüme ettiği için mimlenmiş, ama Ahmet Cevdet Paşa'nın liselerin düzenlenmesi projesinde onun hizmetine ihtiyaç duyduğunu söylemesi dolayısıyla üzerine gidilmemişti. 5. Murad'ın kısa süren saltanat döneminde sarayda özel kalem müdürlüğü, yani Mabeyn Başkatipliği yaptığı için 2. Abdülhamit, Sadullah Paşa'yı elçilik göreviyle yurt dışına tayin edip İstanbul'dan uzaklaştırmıştı.
Merakla beklenen adam
1883 senesinin gazete arşivleri, Sadullah Paşa'nın Viyana elçiliğine tayininin dönemin Avusturya basınını hayli meşgul ettiğini gösteriyor. Avusturyalılar bu atamayı Osmanlı Devleti'nin tanzimatla başlattığı reform hamlesinin öncülerinin sürgüne gönderilmesi olarak değerlendiriyorlardı.
Biraz Osmanlı hayat tarzına meraktan, biraz bu siyasi değerlendirmeden dolayı Paşa'nın her ziyareti, her konuşması gazete ve dergilerde geniş yer buldu.
Kimi gazeteler büyükelçilikten haber alması için özel muhabir bile görevlendirdiler. Avusturyalılarla iyi ilişki içinde olan elçilik müsteşarı Nasri Franko Bey ve Paşa'nın elçilikte katiplik görevi verdiği yeğeni Esat Bey'le oğlu Nusret Bey gazetecilerin gözbebeğiydi. Yıllar sonra Mısır tahtına kral olarak çıkacak Faruk'un babası Ahmed Fuad Bey'in ataşe olarak çalıştığı dönemdir bu.
Elçiliğin hizmetli kadrosunda çalışan 24 yaşındaki Anna Schumann'la Paşa'nın gönül ilişkisi ne zaman başladı bilinmez. Ama 1890 yılı sonbaharı Sadullah Paşa'nın üzerine kâbus gibi çöktü demek herhalde abartı olmaz. Büyükelçi yazlığının bulunduğu Hodeldorf Köyü'ndeki istirahat günleri muhtemelen Paşa'nın burnundan gelmiş olmalı.
Yazlığa birlikte gittiği Anna Schumann'ın Paşa'ya orada hamile olduğunu açıkladığı tahmin ediliyor; kulaktan kulağa nakledilenlerden anlaşılan, ne yapacağını şaşıran Sadullah Paşa'nın yeğeni Esad Bey'i yanına çağırıp durumu ona anlattığı ve 'soruna' çözüm aramasını istediği de...
Bir koca aranıyor!
Alınan ilk tedbir, Anna'nın elçilik hizmetinden çıkarılıp Viyana'da Paşa tarafından kiralanan bir eve yerleştirilmesi oldu. Sefaret avukatı Lipiçki Bey'in meselenin hukuki boyutuyla ilgili yaptığı araştırma ümit vermiyordu. Anna Schumann 24 yaşındaydı ve Avusturya yasaları genç kızları ancak 25 yaşını doldurduklarında reşit sayıyordu.
O yılların Türkiye'sinde 'çokeşlilik' yadırgansa da ceza gerektirmezdi. Fakat Avusturya'da rüştünü ispat etmemiş bir genç kızla ilişki ağır suçtu. Avukatın Paşa'ya önerisi kızın bir sene ses çıkarmadan beklemesini sağlamak oldu. Sonrası hâkimin takdirine kalacaktı. Dolgun bir nafaka ve çocuğun nesebi açısından babalığın kabullenilmesiyle halledilebilir görünüyordu problem.
Avukat Lipiçki Bey'e göre en garantili çözüm 'Kızın uygun biriyle evlendirilmesi'ydi.
'Odacınıza mı layık gördünüz'
Esad Bey de dayısına doğum sonrasını beklemektense 'münasip bir koca' bulunmasının doğru olacağını söylüyordu. İkna olan Paşa konuyu Anna'ya açtı ve ona sefaret odacılarından Jack Prüller'le evlenmesi teklifinde bulundu. Ne var ki genç kadın çok öfkelendi Paşa'nın bu teklifine:
"Demek siz beni odacınıza layık görüyorsunuz" dedi. Anna'ya hak veren Paşa hemen geri adım attı ve "Peki sen kimi istiyorsan o olsun" dedi. Anna bu teklifi, "Bunu çocuk dünyaya geldikten sonra düşünürüz. Durumumun gizli kalması için Graz'a gideyim ben. Tek korkum aramın açık olduğu kız kardeşimin hamileliğimi fark edip anneme yazması" diyerek karşıladı.
Günler böylece geçerken bir gün Paşa yeğenini çağırıp, "Gel Esad, çözümü buldum. Keyfime diyecek yok. Bir kadeh konyak bile içtim" dedi. Sadullah Paşa'nın bulduğu fikir Anna'yı oğlu Nusret'in refakatinde İstanbul'a göndermek, orada bir ev tutup yerleştirmekti. Esad Bey, "Kabul ederse Edirne'deki kız kardeşimin yanına da gönderebiliriz Anna'yı; İstanbul'dan uzak olur, bu yüzden yengem de duymaz" diye geliştirdi düşünceyi. Ama öneriyi açtıklarında Anna bunu da kabul etmedi. "Dilini bilmediğim insanların arasında ne yaparım ben" dedi.
Paşa'nın bir ara Anna'ya koca adayı olarak elçilik tercümanı Peter'i düşündüğü de bilinenler arasında. "Beni çok sever, içinde olduğum zor durumdan kurtulmam için teklifimi kabul eder. 20-30 bin frank da toplu para verirsem" diye zihninde şekillendirdiği adımı da atamadı. Geriye son bir çare kalıyordu Paşa'nın İstanbul'daki eşinden boşanıp Anna'yla evlenmesi.
'Annem hasta, gel'
Tam bu sırada büyük oğlu Vasıf, Sadullah Paşa'ya eşinin hastalandığını ve İstanbul'a dönmesi gerektiği haberini iletti. Bir an için İstanbul'a gitme fikri bir an sıkıntıdan kurtuluş gibi gelmişti Sadullah Paşa'ya.
Hemen kâğıda kaleme sarılıp Ahmed Cevdet Paşa'ya kendisine izin verilmesine aracı olmasını rica eden bir mektup yazdı. Ama hemen akabinde, "Ne yaptım ben...
İdamıma dilekçe verdim. Padişah bu skandalı öğrenirse beni herkese rezil eder" düşüncesiyle bunalıma girdi. Endişelenmekte çok da haksız sayılmazdı Sadullah Paşa.
2. Abdülhamit'in hafiyeleri Avrupa'da kol geziyordu. Onun muhalifleri gözden düşürme arzusuna ancak Viyana'da kalarak mani olabilirdi. Paşa kendi kendini içinden çıkılmaz duruma düşürdüğü inancıyla kıvranırken Anna karnı burnunda bir halde rezidansa gelip, "Ben yarın sabah erkenden Graz'a gidiyorum. Eşyalarımı topladım" dedi.
Yapacak teklif kalmadı
Sadullah Paşa'nın mani olacak gücü yoktu, zaten olsa da genç kadına önereceği bir çözüm teklifi yoktu. Anna ona veda ederken doğum sırasında hayatını kaybetmesi ihtimalini düşünerek çocuğa bakması ve vasiyetinde onu unutmaması konusunda söz hatta yemin aldı. Paşa ona 300 florin harçlık verip Esad Bey aracılığıyla sık sık mektup yazmasını tembih etmekle yetindi.
Paşa aynı gün oğlu Nusret'e 500 altın verip bunu İstanbul'daki karısına göndermesini istedi. Sonra da 'Yalnız başına yürüyüş yapacağı' gerekçesiyle yanına refakat almadan elçilik binasından çıktı.
Onun paltosunun cebinde kabarık bir paketle döndüğü, paketi çıkarmak isteyen yeni hizmetçisine engel olduğu ve akabinde rahatsız edilmemesini tembih ederek odasına çekildiği biliniyor.
14 Ocak 1891 sabahı Paşa'yı kahvaltısını yapması için bekleyen hizmetliler ondan ses çıkmamasından tedirgin oldular ama öğlene kadar yanına girmeye cesaret edemediler. Saat 14.00 sularında bir çilingir çağrıldı ve Sadullah Paşa'nın küçük oğlu Ragıp'ın refakatinde elçilik görevlilerinden oluşan kalabalık bir heyetle odaya girildi.
Paşa bir koltuğa oturmuş, ayaklarını pufa uzatmış halde bulundu. Başının hemen üzerinde duran havagazı borusunun musluğuna çarşıdan aldığı hortumu yerleştirmiş, ucunu ağzına almıştı.
Soruşturma
Durum Babıâli'ye elçilik görevlilerinin raporu, ekinde Viyana polisinin belgeleri olduğu halde iletildi. Ancak 2. Abdülhamit 'işin içinde bir bit yeniği' olması ihtimaline karşılık olayı bir kez de İstanbul'dan gönderdiği soruşturma heyetine inceletti.
Padişah'ın yolladığı görevliler Anna Schumann dahil herkesin ifadesini aldıktan sonra hadisenin intihar olduğuna hükmettiler. Anna soruşturmayı yapanlara verdiği ifadede saygın ve zengin bir ailenin kızı olup iyi eğitim gördüğünü ancak babasının iflas etmesi yüzünden çalışmak zorunda kaldığını anlattı.
Paşa'ya son mektup
Anna Schumann'ın Graz'a ulaştığı saatlerde Sadullah Paşa hayatına son vermişti. Genç kadın, "Bana sıkça yazın" tembihi üzerine Graz'dan bir mektup kaleme aldı. 'Ekselans' hitabıyla başlayan Anna, "Mektubumun size ulaştığını bildirebilirseniz çok mutlu olacağım. Selamlar" diyor ve 'Hürmetkârınız' hitabıyla bitiriyordu.
Yardım talep etti
Sadullah Paşa'nın, Ahmed Cevdet Paşa'dan İstanbul'a dönmesine izin verilmesi için aracılık etmesini istediği mektup. Paşa'nın vefatından sonra yapılan soruşturma, mektubu yazdığı gün Avusturya Sarayı'nda bir davete katıldığını, kendisine kraliçenin yanında yer verildiğini ancak çok sıkıntılı göründüğünü ortaya çıkardı.