Ya ABD'nin nükleer silahları ne olacak?

Geçenlerde CNN Türk televizyonu ve İngiliz The Gurdian gazetesinin iki ayrı haberinde ABD'nin Almanya, Türkiye, İngiltere, İtalya, Belçika ve Hollanda'daki askeri üstlere 480 nükleer bomba yığdığı ve...
Haber: MUHAMMED HAYR ELCEMALİ / Arşivi

Geçenlerde CNN Türk televizyonu ve İngiliz The Gurdian gazetesinin iki ayrı haberinde ABD'nin Almanya, Türkiye, İngiltere, İtalya, Belçika ve Hollanda'daki askeri üstlere 480 nükleer bomba yığdığı ve sadece İncirlik'te bir orduyu donatacak lojistik mühimmat, nükleer bomba ve silah stoku bulundurduğu belirtildi.
Peki bu Amerikan yığınağına, uluslararası istikrar ve barışın sağlanması kararlılığı yönündeki Amerikan politikası, ABD'nin başta Suriye olmak üzere tehdit olarak gösterdiği birçok ülkeye karşı uyguladığı baskı ve nükleer silah üretim ve yayılmacılığın yasaklanmasına yönelik anlaşmalar açısından baktığımız zaman çıkarılması gereken sonuçlar ne olabilir?
Çıkarılacak ilk sonuç, Amerikan politikasının, uygulamada söylemle çeliştiği. Zira Amerikan yönetimi bir yandan uluslararası barışın korunmasını, dünya silahlanma yarışının engellenmesini ve katı denetimlere uyulmasını bir zorunluluk olarak dayatıyor, bir yandan da sahip olduğu nükleer silahları birçok dünya ülkesine konuşlandırıyor.
Amerikan siyasetindeki çelişki bununla sınırlı değil.
ABD işi barışçıl amaçlarla nükleer projeye sahip olmaya çalışan veya klasik silahlarla ulusal güvenliğini sağlamaya yönelen her devleti karşısına almaya kadar vardırmış durumda.
Dahası İsrail'in yalnızca bölgeyi değil bütün bir dünyayı tehdit eden nükleer tersanesi karşısında sessiz kalıyor ya da duruma kılıf uyduruyor. İsrail'in nükleer silahsızlanmanın önünde apaçık bir engel oluşturan nükleer cephaneliğini görmezden geliyor. Bu engeli ortadan kaldırmak için hiçbir şey yapmıyor. Peki niçin dersiniz? Çünkü İsrail, ABD'nin her konudaki politikalarını aynen taklit eden bir müttefiki ve nihayetinde bu durum, ABD'nin İsrail ile birlikte uyum içinde kurmaya çalıştığı evrensel hegemonya politikasına hizmet ediyor.
Amerikan nükleer yayılmacılığı konusundan çıkarılacak ikinci sonuç, bu yayılmacılığın, ABD'nin nükleer silah elde etmeye çalıştığını ileri sürdüğü her ülkeye baskıda bulunmanın gerekçesi olarak kullandığı nükleer silahların yasaklanması anlaşmasını iki açıdan ihlal etmesi. Birinci açı, nükleer silah üretimi yasağının delinmesiyle, ikincisi ise bu silahların yayılması tehlikesinin ihlaliyle belirmekte.
Ayrıca bu durum ABD'nin, kendisi ve İsrail hariç bütün dünya ülkelerine bu anlaşmayı uygulamaları yönünde koyduğu çifte standartlı yaklaşımına vurgu yapmakta.
Amerikan nükleer silahlarının birçok Avrupa ülkesine yayılmış bulunması, İsrail'in nükleer tersanesi ve nükleer cephaneliği ve diğer nükleer güçlerin elinde bulunan tüm kitle imha silahları, hiç kuşku yok ki dünyanın geleceği, güvenliği ve istikrarı için tehlikeli bir sorun oluşturmakta. Uluslararası toplumun görevi bu silahların, depolandığı ve konuşlandığı yerleri ortaya çıkarmak, özellikle de İsrail'in üretim merkezi olarak kullandığı birçok tesisinin yarattığı tehlikenin belirleyip üzerine gitmek, ayrıca dünyanın dört bir yanında bu silahların ortadan kaldırılması yönünde baskıda bulunmaktır. Uluslararası güvenliğin sağlanması ve nükleer silahların bütün dünya için taşıdığı kitlesel imha tehlikesinin savuşturulmasının başka yolu yok.
(Suriye gazetesi Thavra gazetesi, 14 Şubat 2005)