Yabancı gelin 'Hollanda kimliği yok' deyince

Hollanda 2002'de Müslüman göçünün durdurulmasını savunan siyasi Pim Fortuyn'un, 2004'te İslam'ı suçlayan film çeken yönetmen Theo Van Gogh'un öldürülmesiyle yabancılara düşman bir atmosfere bürünürken, bunu dağıtmaya çalışmak kraliyetin yabancı gelinine düştü.

LAHEY - Hollanda 2002'de Müslüman göçünün durdurulmasını savunan siyasi Pim Fortuyn'un, 2004'te İslam'ı suçlayan film çeken yönetmen Theo Van Gogh'un öldürülmesiyle yabancılara düşman bir atmosfere bürünürken, bunu dağıtmaya çalışmak kraliyetin yabancı gelinine düştü.
Veliaht Prens Willem Alexander'ın Arjantin doğumlu ve babası cunta bakanı olduğundan ancak parlamento izniyle evlenebildiği eşi Prenses Maxima, "Hollanda kimliğini arayaşım yedi yıl önce başladı. Onlarca uzmana başvurdum, bulamadım. Hollanda tek bir klişeye sağdırılamayacak denli karmaşık bir ülke. Tipik Hollanda kişisi diye bir şeyin var olduğu söylenemez" diyerek büyük tartışma başlattı.
Başbakan onay vermiş
850 bini bulan Müslüman nüfusunun bir üyesi ise Maxima'nın aksi görüşüyle dikkat çekmişti. Van Gogh'un İslam'ı suçlayan filminin senaryosunu da yazan kadın siyasi Ayaan Hirsi Ali'nin tutuşturduğu İslam karşıtı ateş, sığınma başvurusundaki kimliği, kökeni kadar zorla evlendirildiği şikâyetinin de yalan çıkmasıyla hararet kaybedebilmişti. Van Gogh cinayeti sonrası çok kültürlülükten çark eden, yabancılara Felemenkçe öğrenme zorunluluğu getiren yasalar çıkarıldı. O yüzden Maxima'nın sözleri ortalığı karıştırdı. Başbakan Jan Peter Balkenende ile entegrasyon ve adalet bakanları, prensesin konuşmasını önceden okuyup onay verdiklerini belirtti. Eski Başbakan ve BM Mülteciler Yüksek Komiseri Ruud Lubbers ise, "Bir Hollandalıyı hemen tanırsınız" itirazı getirdi. Kuran'ı Hitler'in Kavgam kitabıyla eşdeğer tutan aşırı sağcı lider Geert Wilders, 'Siyasi doğrucu lafazanlık' eleştirisi yaptı. Handelsblad gazetesi, prensesin kraliyet ailesinin tarafsızlık geleneğini kırdığına dikkat çekti.
Tarihçi Han van der Horst, prensese hak verip 'Herkes kendi görüşünden sorumludur' atasözü uyarınca yüzyıllardır farklı grupların kendi kilise, okul, sendika, gazete ve televizyon-radyo kanallarını kurabildiklerine dikkat çekti. Bu görüştekiler İslam etrafında yeni bir grup oluştuğunu savunurken, gazeteci-yazar Bart van Spruyt, radikal İslamcıların şeriat uygulanan, liberal demokrasi değerlerinin yok edildiği bölgeler kuracağını söyleyip ekliyor: "Onlar bizi değiştirmeden biz onları değiştirmeliyiz."