Yeni Kıbrıs gerilimi

Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Mısır'dan sonra Lübnan'la Doğu Akdeniz'de petrol aramak için anlaşması, bölgeyi gerginliğe sürüklüyor. Mısır ve Lübnan'a tepki gösteren Ankara, Rumların vereceği ruhsatlarla çalışmaya hazırlanan şirketleri de uyardı.
Dışişleri, "Türkiye, Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını korumakta kararlı olup, bunların aşınmasına yönelik teşebbüslere müsaade etmeyecek" dedi. Rumlarsa, bazı Norveç şirketleriyle de görüşüyor.

ANKARA - Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Mısır'dan sonra Lübnan'la anlaşma imzalayarak Doğu Akdeniz'de petrol arama çalışmaları için düğmeye basması, Türkiye ile bölge ülkelerini yeni bir gerginliğe sürüklüyor. Mısır ve Lübnan'a tepki gösteren Ankara, GKRY'nin vereceği ruhsatlarla çalışmaya başlamaya hazırlanan şirketleri de uyardı. 1987'de Ege'de petrol aramaya kalkışan Yunanistan'la savaşın eşiğine gelmiş Ankara, bu kez taraflara "Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarımızı aşındırma girişimlerine müsaade etmeyeceğiz" diye çıkıştı.
Doğu Akdeniz'de münhasır ekonomik bölgelerin sınırlandırılmasına dair ilk anlaşmayı 2003'te Mısır'la imzalayan Rum Yönetimi, 17 Ocak'ta benzer bir anlaşmayı Lübnan'la imzalayıp petrol yataklarını arama, araştırma ve çıkarmayı düzenleyen yasayı kabul etti. 13 alana böldüğü Kıbrıs
açıklarında petrol arama için bazı Norveçli şirketlerle de görüşmelere başlandı.
'Kıbrıslı Türkleri dikkate alın'
Hal böyleyken, Türkiye'nin Lübnan'a sert nota vermesine yol açan gelişmelerle ilgili ilk açıklama dün Dışişleri'nden geldi. Coğrafi yapısı nedeniyle 'yarı kapalı deniz' statüsünde olan Doğu Akdeniz'de, münhasır ekonomik bölge sınırlandırmasının tüm kıyıdaş ülkelerin katılımıyla yapılması gerektiğini vurgulayan Dışişleri, Lübnan, Mısır ve Rumlara şu uyarıyı yaptı: "Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin de meşru ve yasal hak ve çıkarlarının olduğu hatırda tutulmalı. GKRY'nin yapmaya niyet ettiği ikili anlaşmalara konu olan deniz alanlarının bir bölümü bu hak ve çıkarları ilgilendiriyor. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını korumakta kararlı olup, bunların aşınmasına yönelik teşebbüslere müsaade etmeyecek." Türkiye, Rumlarla petrol aramayı düşünen şirketleri de "Durumun hassasiyetiyle adadaki diğer kurucu halk olan Kıbrıs Türklerinin iradesini dikkate almaları, Kıbrıs'ın çözüm sürecini olumsuz etkileyecek girişimlere yönelmemeleri gerektiğini hatırlatıyor ve buna göre davranmalarını bekliyoruz" diye uyardı.
Sinyora çalım atmış
GKRY-Mısır anlaşmasını tanımadığını Kahire ve BM nezdinde kayda geçirmiş olan Ankara, anlaşmanın Beyrut'la da imzalanacağını haber alınca bizzat Lübnan Başbakanı Fuad Sinyora ile temasa geçti. İsrail'in Lübnan'a saldırısı sırasında sık sık Başbakan Tayyip Erdoğan'a başvurmuş Sinyora'nın "Böyle bir anlaşma yok" yanıtını verdiği öğrenildi. Ardından Beyrut, Rumlarla masaya oturup anlaşmayı imzaladı. Dışişleri Beyrut'tan içeriğine dair bilgi istediği anlaşmanın yürürlüğe konulmamasını istedi.
Dün GKRY sözcüsü Hristodulas Paşiardis, Türkiye'nin protestosuna yanıtı Lübnan'ın vereceğini söylerken, KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs'ın münhasır ekonomik bölgesi veya bütünündeki her tür ekonomik avantajda Kıbrıslı Türklerin de hakkı olduğunu yineleyip "Hakkımızdan feragat edecek değiliz" dedi.
Türkiye, ihtilaflar bulunan Ege'de 1987'de petrol arama çalışmasına başlayan Yunanistan'la savaşın eşiğine gelmişti. Ankara Atina'yı 'Ege'yi Yunan gölüne çevirmeye çalışmak'la suçlamış, Atina 'kıta sahanlığında istediği aramayı yapacağı' yanıtını vermişti. Diplomatik çabalarla 'Ege ihtilafları giderilene dek petrol aramanın askıya alınmasında' uzlaşılmıştı.