Yeni TCY ile özgürlük zor!

Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu, yeni TCY'de ifade özgürlüğüne dair görüşlerini Radikal için kaleme aldı: Kapsam muğlak, hapis cezaları yine gündemde.
Haber: ÖMER FARUK EMİNAĞAOĞLU / Arşivi

AB raporlarında, ifade özgürlüğü bakımından basına yönelik düzenlemelerin gözden geçirilmesi belirtilir. Çıkarılan 09.6.2004 tarih ve 5187 sayılı Basın Yasası'nda özgürlüğü bağlayıcı cezalar azaltılarak, 17.7.1950 tarih ve 5680 sayılı (mülga) Basın Yasası'nın 16'ncı maddesindeki 'sorumlu müdürlere verilen özgürlüğü bağlayıcı cezalar süresine bakılmaksızın para cezasına çevrilir, ancak ertelenemez' şeklindeki düzenleme yeni yasaya taşınmamış; ancak 28. maddesinde, adli para cezalarının (ödenmemesi halinde) hapis cezasına çevrilemeyeceği belirtilmiştir.
26.9.2004 tarih ve 5237 sayılı (01 Haziran 2005'te yürürlüğe girecek) TCY ile 5187 sayılı Yasa'nın 28. maddesindeki güvence ortadan kaldırılmıştır. TCY'nin 5. maddesinde, 'bu yasanın genel hükümlerinin, özel ceza yasaları ile ceza hükmü içeren özel yasalar yönünden de geçerli olduğu' belirtilir. Burada genel hükümler kavramı ile TCY'nin 1. ile 75. maddeleri arasındaki düzenlemeler kat edildiğinden; bu hükümlerin ceza normu mu yoksa infaz normu mu olduğu dikkate alınmadan, 5. maddenin uygulanması yoluna gidilecektir.
TCY'nin 51. maddesinde erteleme kurumunun sadece kısa süreli (bir yıl ve daha az) hapis cezaları için geçerli olduğu belirtilerek, adli para cezaları erteleme dışı bırakılır. Basın suçlarındaki kısa süreli hapisler para cezasına çevrilebilecek, ama bu kez ertelenemeyecektir. Kısa olmayan hapislerse, TCY'nin 50. maddesine göre zaten para cezasına çevrilemez.
Yasada seçenekli olarak hapis ve para cezası öngörülmüş ve mahkemece hapse hükmedilmişse, bu ceza kısa süreli de olsa, TCY'nin 50/2. maddesine göre, artık mahkeme bu cezayı adli para cezasına da çevirememektedir.
TCY'nin genel hükümleri kapsamında olan ve emredici nitelikteki 52/son maddesinde, ödenmeyen (ve doğrudan hükmedilen) para cezalarının hapis cezasına çevrileceği belirtilir. Ancak, kuralın istisnasına anılan maddede yer verilmemiştir. 1 Haziran'da yürürlüğe girecek 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Yasa'nın 106. maddesinde adli para cezalarının infazı düzenlenmiştir. Buna göre, çocuklar hakkındaki adli para cezaları ile kısa süreli hapis cezalarından çevrilen para cezalarının ödenmemesi halinde, bu cezaların hapse çevrilemeyeceği hüküm altına alınmış, ancak başka bir istisna öngörülmemiştir. TCY 52/Son'a tek istisna budur.
O halde erteleme kapsamındaki kısa süreli hapis cezasının ertelenmeyerek para cezasına çevrilmesi durumunda, ceza ödenmezse artık hapis söz konusu olmayacaktır. Ancak doğrudan hükmedilen para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilme zorunluluğu, yeni TCY'nin genel hükümleri kapsamında düzenlendiğinden, Basın Yasası'nın 28. maddesindeki güvence yeni TCY'nin 5. maddesiyle ortadan kaldırılmaktadır.
Özetle, basın suçlarında doğrudan para cezası verilmesi halinde, bu cezaların ödenmemesi halinde özgürlüğün kısıtlanması söz konusu olmakta, Basın Yasası'yla getirilen güvence yok olmaktadır. İfade özgürlüğü gerekçesiyle benimsendiği söylenen 28. madde, yine aynı gerekçeye dayanan aynı yasa koyucu tarafından ortadan kaldırılmaktadır. Ortaya çıkan gerçek ise ifade özgürlüğünün kapsamı ve sınırlarının anlaşılamadığı, doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi halinde dahi bu özgürlüğün kısıtlanabileceğidir.

Ömer Faruk Eminağaoğlu: Yargıtay Cumhuriyet Savcısı