Yunanistan da Fransa'ya kızgın

Fransa'nın, Türkiye'nin AB ile katılım müzakereleri öncesinde Kıbrıs'ı tanımak zorunda olduğuna ilişkin talebi, sadece Türkleri değil aynı zamanda Yunanlıları da sıkıntıya soktu.
Haber: GERD HÖHLER / Arşivi

Fransa'nın, Türkiye'nin AB ile katılım müzakereleri öncesinde Kıbrıs'ı tanımak zorunda olduğuna ilişkin talebi, sadece Türkleri değil aynı zamanda Yunanlıları da sıkıntıya soktu. Atina Dışişleri Bakanlığı'ndaki bir diplomat, Fransa'nın, AB ile katılım müzakerelerinin başlaması öncesinde Türkiye'nin Kıbrıs'ı tanıması gerektiğine ilişkin talebini, "Fransızlar, bu konuda bize büyük bir kötülükte bulundular" diye yorumluyor.
Paris'in bunda ısrar etmesi halinde, müzakerelerin daha başlamadan başarısızlığa uğraması söz konusu. Böylesi bir yenilgi ise, Türk-Yunan yakınlaşma sürecine darbe vurarak, Kıbrıs'ta yeni gerginliklere neden olabilir. Fransa Başbakanı Dominique de Villepin, ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, Ankara'nın Kıbrıs'ı tanımamakta direnmesi halinde, Türkiye ile yapılacak müzakereleri 'düşünülemez' olarak nitelemişti.
Kıbrıs hükümeti çevrelerinden alınan bilgilere göre, şimdi AB başkentlerinde Fransa'nın tutumunu güçlendiren gayriresmi bir evrak dolaşıyor.
Bu durumda, Kıbrıs'ın Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos hamle yapmak durumunda kalacak. Varlığı resmen yalanlanmakla birlikte, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın el yazısıyla yazdığı bir mesajla, Papadopulos'tan kendisini 'hayal kırıklığına uğratmamasını ve aynı şekilde davranmasını' talep ettiği söyleniyor. Papadopulos'un şimdi, Fransa'nın tavrını destekleyip, tanınmakta ısrar edip etmeyeceğine karar vermesi gerekecek. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bunu kabul etmesi beklenmiyor. Kıbrıs meselesinde oldukça tehlikeli açılımlar yapan Erdoğan'ın, daha fazla taviz vermesini partisi de desteklemeyecektir. Kıbrıs'ın tanınmasına yönelik talep sadece katılım müzakerelerini değil, aynı zamanda da Türkiye'nin iç siyasi istikrarını tehlikeye düşürüyor.
Villepin tarafından başlatılan tartışma, Atina'da giderek artan endişeyle izleniyor. Atina Dışişleri Bakanlığı'nda 'Türkiye'nin AB üyelik perspektifinin, Türk-Yunan ilişkilerinin normalleştirilmesinin önemli bir köşe taşı' olduğu konuşuluyor. Üyelik umutlarının kaybolması halinde, iki 'ezeli düşmanın' barışması tehlikeye düşebilir. Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in çevresinde, Türkiye ile katılım müzakerelerinin yakında başlaması için ısrar edenler tam da Fransızlar olduğu söylenerek, Fransız politikasıyla ilgili rahatsızlık dile getiriliyor. Yunan başkentinde şu anki yön değişikliği, Paris'in iç siyasi hesapları ile açıklanıyor.
Tehdit eden zararı sınırlandırmaya çalışan Karamanlis ise, perşembe günü Kıbrıs Cumhurbaşkanı Papadopulos'u kabul edecek. Konu, gelecek hafta Daimi Temsilciler Komisyonu ve eylül ayında AB Dışişleri Bakanları resmi toplantısında gündeme gelmeden önce, ortak bir çizgi belirlenmek isteniyor. Atina ile Lefkoşa arasındaki dayanışma pek kolay olmasa gerek, zira Kıbrıs'ta şahinler, sırtlarının güçlendiğini hissediyor ve daha çok talebin dayatılması gerektiğini düşünüyorlar. Buna karşılık Karamanlis'in Papadopulos'u Türk katılım müzakerelerini tehlikeye düşürmeyecek bir çizgiye çekmeye çalışması muhtemel. AB diplomasi çevrelerinde düşünebilir bir uzlaşı formülü şimdiden tartışılıyor: Türkiye, daha ziyade muğlak ifadeler içeren bir açıklamayla ileriki bir tarihte Kıbrıs'ı tanıyacağına söz verebilir. (17 Ağustos 2005)