Yurtlar kapanacak

Çocuk Hakları Sözleşmesi
Koruma altındaki çocuklara dair AB ölçütleri: "Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre tüm çocuklar aile ortamında yetişme hakkına sahip. Yurt gibi kurumlar ancak son çare olabilir." Bu konuda Romanya ve Bulgaristan'ı çok zorlayan AB, ilk olarak yurtları kapatmak için tarih saptanmasını istiyor.
Ailelere destek sağlanmalı
Diğer talepler: Çocukların ailelerine döndürülmesi, aile benzeri köy ve evler oluşturulması, koruyucu aile yanına yerleştirme ve evlat edinmeye destek çalışmaları aksamayacak. Personel eğitilecek. Çocuk bakma sorunu olan veya sakatlığı nedeniyle bakamaz hale gelen ailelere destek sağlanacak.
Haber: AYSEL EKŞİ / Arşivi

Son günlerde İzmir'in Urla ilçesinde Barbaros Çocuk Köyü'nde, kız çocuklarına yönelik taciz ve tecavüz haberleri, nihayet dikkatimizi koruma altındaki çocuklar konusuna çekmiş görünüyor. Gerçekte koruma altındaki çocuklar konusu, AB'ye girmemiz kesinleşirse mutlaka karşımıza çıkarılacak ve bizden AB görüşlerine uygun köklü değişimler yapmamız istenecektir.
Çünkü AB, üye ve aday ülkeleri kesin bir dille şu noktalarda uyarmaktadır: Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre tüm çocuklar aile ortamında yetişme hakkına sahiptir, öksüzler yurdu gibi kurumlara ancak en son çare olarak ve kesinlikle gerekli durumlarda yerleştirilirler; eğer hâlâ bu büyük kurumlarda iseler, acil olarak bu kurumlardan çıkarılmaları gerekir.
Dört ana talep
AB, üye ve aday ülkeleri şu konularda hızlı davranmaya çağırır: 1) Büyük, koşulları uygunsuz kurumların kapatılması için uygun tarih belirlenmelidir. 2) Kurumlardan alınacak çocukların kendi ailelerine döndürülmesi, aile benzeri çocuk köyleri/evleri ya da koruyucu aile yanına yerleştirilmesi, gündüz merkezleri açılması ve evlat edinmeyi destekleyecek çalışmaların yapılması gereklidir. 3) Kurumlarda çalışacak personel sistemli olarak eğitilmelidir. 4) Çocuğu barındırma problemi olan ya da sakatlığı nedeniyle çocuğa bakamaz duruma gelen ailelere, bu güçlüklerini aşmak üzere yardımcı olacak politikalar geliştirilmelidir.
Bulgaristan-Romanya
AB, birliğe girecek olan Romanya ve Bulgaristan'dan şu noktaları garanti etmelerini beklemekte: Çocukta ileri derecede bedensel sakatlık veya zekâ geriliği varsa, aile bakım güçlüğü çekiyorsa, çocuk gündüz merkezlerine alınır, aile çocukla bağlarını sürdürebilir. Bu çocuklar için Bulgaristan'da devletin ve AB fonlarının katılımıyla 20 merkez açılmıştır. Amaç çocukların büyük kurumlara gitmesini önlemektir. Burada çocuğun yeterli sağlık kontrolünden geçmesi, yeterli eğitim alması ve beceri kazanması gerekir.
Öyle ki 18 yaşında kurumu terk ettiği zaman yaşamının geri kalan diliminde psikiyatri hastanesinde ya da sokaklarda yaşamak zorunda kalmayacak donanıma ve olanaklara sahip olabilsin. AB'ye aday ülkelere, geçiş dönemini daha kolay atlatmaları için fonlar sağlanmıştır.
Örneğin AB Gelişim Bankaları sosyal projelerin hayata geçirilmesi için ödünç para yardımları yapmaktadır. Litvanya'ya 10 gündüz bakımevinin açılması ve yenilenmesi için 2 milyon avro, Romanya'daki kurumlardaki çocukların durumunu düzeltmeleri için 1 milyon avro yardım yapılmıştır. UNICEF ve Dünya Bankası da Baltık ülkelerini desteklemektedir. Amaç, insanların düşünce, yaşantı ve politikalarını değiştirmektir.
Ancak Bulgaristan'ın 2001 raporları, kurumlarda çocuk sayısının azaltılması yönündeki çabalara rağmen, hâlâ yeteri kadar azaltılmadığını gösteriyor. Romanya'da 1997 yılından beri öksüzler yurdunun kapatılması için büyük çalışmalar yapılmaktadır.
1997 sonrasında evlat edindirme servisleri planlanmış, evlat edinenlere özel eğitim verilmiştir. Psikolog ve sosyal çalışmacıların da yardımıyla kurumlardan alınıp koruyucu aile yanına yerleştirilen çocukların davranışının yavaş yavaş normale döndüğü, kuruma bağlı yetersizliklerin yavaş yavaş iyileştiği ve buna paralel olarak ailelerin davranışının da olumlu yönde değiştiği bildirilmektedir.
Afrika'da durum
Dünya Bankası, bazı Afrika ülkelerine de koruma altına alınacak çocuklar için fon vermiştir. Örneğin Tanzanya'da sokak çocukları için 'residential merkezi' açılmış ve 20 çocuğun aileleriyle tekrar birlikte yaşamaları sağlanmıştır. Güney Afrika'da ümit evleri adı altında aile dışı yaşayan çocuklar için evler ve koruyucu evler, Zimbabve'de cinsel kötü kullanıma uğrayan kızlar için çocuk köyü kurulması, Zambia'da sokak çocukları için geçici barınaklar yapımı desteklenmiştir.
Özetle, bugün ailesi olmayan ya da çeşitli nedenlerle aile dışında kalan çocukların devlet veya yerel yönetimler tarafından koruma altına alınmasına büyük önem verilmektedir. Büyük olasılıkla o tarihe kadar duygusal bağları zedelenmiş, kötüye kullanılmış, ihmal edilmiş ya da çeşitli olumsuz durumlarla karşılaşmış olan çocuk, yeni bir çevrede artık bu olumsuzlukları yenebilmelidir. Çocuğun yaşamına yeni giren bakım, yeni yaralanma ve sömürüye yol açmadan onun olumlu gelişmesini sağlayabilmelidir.
Avustralya deneyimi
Gerçekte ülkelerin bu bilinç ve gelişmişlik düzeyine pek de kolay ulaşmadığı anlaşılıyor. Örneğin Avustralya'da 1911 ile 1999 yılları arasında, 150 kurumda barınan çocukların çok örseleyici olaylar yaşamış olduğu, şimdi birer yetişkin olanlar tarafından tek tek ortaya konmaktadır. Buna göre çocuklar Charles Dickens'ın Oliver Twist romanını hatırlatan sahneler yaşamıştır. Fiziksel, cinsel ve duygusal alanda kötü kullanıldıklarını açıklayan raporlar art arda Avustralya parlamentosuna getirilmektedir. Avustralya'da bu konunun hassas bir zemine taşınmasının önemli bir başka nedeni bulunuyor. Bugün büyük tepkiler gösteren yetişkinler, gerçekte çocukluk yıllarında İngiltere'de ana babaları tarafından terk edilmiş, evlilik dışı doğmuş ya da fakir İngiliz çocuklarıdır.
İngiltere, öksüzler yurtlarına bırakılmış çocukların büyük kısmını, 1618 yılından itibaren, vapurlara doldurup Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda'ya göndermekteymiş. Günümüz insan hakları-çocuk hakları anlayışına göre son derece yanlış olan bu uygulamayla İngiltere hükümeti, nereye gittiklerini bile bilmeyen çocuklar için zorla çocuk göç programı uygulamış, program 20. asırda daha organize hale gelmiş ve 1967'ye kadar devam etmiştir.
Sürgünler çağına tepki
Bir kısmı Malta ya da Polonya'dan İngiltere'ye göçmen olarak gelmiş olan çocukların aileleri de olmasına rağmen, aileler çocuğun İngiltere dışına gönderildiğini bilmemiştir. Bugün kesin sayı bilinmemekle beraber, toplam 200 bin kadar çocuğun, bilmedikleri ülkelerde öksüzler yurduna ya da çocuklar evine yerleştirildiği anlaşılıyor.
O günlerde Avustralya ve İngiltere devletleri de bu göçü desteklemiş, göçü düzenleme işini kiliseler ve bazı gönüllü kuruluşlar üstlenmiştir. Artık 50 yaşlarını çoktan geçmiş olan bu bireyler, çocuk olarak o tarihlerde, özellikle yurtlarda cinsel ve duygusal anlamda kötü kullanıldıkları için tepki göstermekte.
Bu sırada Lesley Pears (2001) adlı yazarın 'Trust Me' adlı romanı Penguin Yayınevi tarafından yayımlanmış, yazar kendisinin de Katolik öksüzler yurdunda yaşadıklarını açıkça ortaya koymuştur. Böylece konu çok daha ciddi boyutlara taşınmıştır. Bu nedenle hem Avustralya hem de İngiltere hükümetleri, İngiltere'den koparılıp getirilen bu kişiler adına üzgün olduklarını bildirmiş, İngiltere'de kalan akrabalarını aramaları için tüm kolaylıklar sağlanmış, masraflar karşılanmış ve çektikleri sıkıntılar için büyük yardım fonları başlamıştır. İnternette 'Australian orphanages abused children' gibi anahtar kelimeler kullanılarak, çok sayıda gerçek yaşam-öykülerine ulaşılabilir.
1940 sonrası
Avustralya, ABD, Kanada ve AB üyesi tüm ülkelerde artık bu gibi büyük kurumlar yok. Büyük kurumların çocukların bedensel, ruhsal ve bilişsel gelişmeleri üzerindeki olumsuz etkisi, 1940'lı yıllardan beri psikolojinin önemli inceleme alanlarından biridir.
Çünkü çocukta bedensel, bilişsel ve duygusal gelişme için anne varlığı ve yeterli uyarısı çok önemlidir, oysa kurum çocuklarında yapılan araştırma ve gözlemler de, yurtlardan alınıp evlat edinilen çocuklardaki çalışmalar da kurum çocuklarının bir kısmında duygusal sorunlar, gelişimsel ve büyüme gecikmeleri olduğunu göstermiştir. Bu gecikme kuşkusuz doğum öncesi ve sonraki yıllarda süregelen yetersiz bakım, yetersiz beslenme, uyarı, sevgi ve ilgi yoksunluğundan da kaynaklanır.

Prof.Dr. Aysel Ekşi: Psikiyatr, İnternational Hospital

YARIN: İlkeler ve uygulama