Yuvarlak Masa Toplantısı 3 (1)

'Önemli olan demokrasiye inanmak, halktan kopmamak'

  • Radikal ve EDAM'ın 'Yuvarlak Masa Toplantısı'nın onur konuğu yazar Elif Şafak'tı:
  • Demokrasimize daha çok inanmalı, halktan korkmamalıyız...
  • Kutuplaşma Türkiye'ye daha çok zarar verir...
  • Ultra milliyetçiler 'demokratik ifadeyi' öğreniyor...

    Yazı dizisi
  • Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

    Başlarken...
    Radikal Gazetesi ile Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi'nin (EDAM) 'İstanbul Yuvarlak Masa Toplantısı'nın üçüncüsü 13-15 Nisan'da
    Hilton Otel'de yapıldı. Garanti Bankası'nın katkılarıyla düzenlenen toplantıya gazeteciler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı. Onur konuğu, kitaplarıyla dünya gündeminin takip edilen romancıları arasına giren yazar Elif Şafak'tı. Görüşlerin toplu ifade edildiği 'Chatham House' kurallarının uygulandığı toplantıda tartışmalar, katılımcıların kısa sunuşunun ardından üç ana başlık etrafında gelişti:
    1 Irak'ın geleceği ve Transatlantik İlişkileri.
    2 2007: Avrupa'da seçimler yılı-Fransa ve Türkiye.
    3 Popülizm, milliyetçilik ve Avrupa demokrasilerinde radikal oluşumlar.


    İstanbul Yuvarlak Masa Toplantısı'nın açılış yemeğinin onur konuğu olan ünlü yazar Elif Şafak, Türkiye'deki 'Doğu-Batı ikilemi', yükselen milliyetçilik kavramı, kadın hakları ve türban konularını irdeleyen bir konuşma yaptı. Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in TCK'nın 301. maddesi uyarınca 'Türklüğü aşağılamak'la suçlanıp yargılandıktan sonra cinayete kurban gittiğini hatırlatan Şafak, bu cinayetin Türkiye'nin birçok ikilemine ayna tuttuğunun mesajını verdi. Dink'in öldürülmesinden duyduğu üzüntüyü "Kelimelerin, konuşmaların bir anlamı kalmadı diye düşünmeye başladım. Ardından da düşündüm ki, kelimelerin Türkiye'de her ülkede olduğundan daha fazla ağırlığı bulunuyor" diye anlatan Şafak, bu cinayet sonrası bir yazar olarak yoluna nasıl devam ettiğini ise şu sözlerle aktardı:
    'Geçmişimiz yok, hafızamız yok'
    "Her yazar, ülkesinin geçmişiyle hesaplaşmalı. Türkiye söz konusu olduğunda bu daha zor ve karmaşık bir konu oluyor. Çünkü hafıza kaybı, Türkiye'de daha yaygın. Biz uzun süre karmaşık, çokkültürlü bir geçmişimiz yokmuş gibi davrandık. Bu da geçmişle günümüz arasındaki devamlılığı zora soktu. Biz asla Hollandalı ya da Danimarkalı gibi Batılı olamayacağız ama bu bir sorun değil. Farklı olmak da güzel. Türkiye'nin olumsuz yönü şu ki, her şey geçmişin ve devamlılığın zararına gelişiyor. Yeni aldığımız her şeyi geçmiş pahasına alıyoruz, geçmişle bağını kuramıyoruz. Geçmişimiz yok, hafızamız yok."
    Şafak görüşlerini şöyle özetledi:

  • Türkiye'de devlet-birey çelişkisi sürüyor. Bu çelişkinin aydınlatılması için başlatılacak girişimler Türkiye'yi Batı'ya yakınlaştıracak. Biz, devleti birey pahasına korumaya devam edecek miyiz, yoksa bireyi mi devlet pahasına koruyacağız. Cinsellik ve etnik kimlikler söz konusu olduğunda iş daha karmaşıklaşıyor. Arada, karşılıklı bağımlı olmak da var.
    'Demokrasiye inanalım'
  • Bir ülkedeki radikallik, diğer ülkede de radikaller yaratıyor. Mesela Türk milliyetçiliği arttığı zaman bu, anti-Türk bakışın da radikalleşmesine neden oluyor. Biz, birbirimizden bir şeyler öğrenmeliyiz ama bu, eşitler arasındaki bir ilişki bazında olmalı. Türkiye'nin orjinallerini koruyarak ama bir yandan da Batı ile sentezlenmesi Batı tarafından da olumlu karşılanacaktır ve Batı için de yararlı olacaktır.
  • Siyasi partiler zamanla, işbaşındayken, yönetirken değişir. Politikanın kendi dinamikleri vardır. Biz, kendi demokrasimize daha çok inanmalı, güvenmeliyiz. Kitlelerden, halktan korkmamalıyız. Milliyetçilik çok farklı anlaşılabiliyor Türkiye'de, farklı anlamlar içerebiliyor. Kutuplaşma, bu ülkeye daha çok zarar verir.
  • İnternetteki dolaşım beni çok korkutuyor. İnsanlar gazete bile okumadan farklı yönlere kayabiliyor. Mesela Hollanda'da Teo Van Gogh cinayetinden sonra web siteleri kontrol edilmeye başlandı.
    Ama bunu yapan devlet değil, sivil toplum örgütleriydi. Avrupa, İslam ve demokrasinin beraber götürülüp götürülemeyeceğini soruyor fakat Türkiye yüzyılı aşkın süredir bu soruyu kendine soruyor. Biz, bu anlamda daha deneyimliyiz.
    'Ultra milliyetçiler de öğreniyor'
  • Ultra milliyetçiler de kendi düşüncelerini demokratik yolla ifade etmeyi öğreniyor. Bizde 'baba' yaklaşımı halen dikkat çekiyor. Otoriteyi birine verme anlayışı sürüyor. Mesela kadın hareketinde bile 'devlet feminizmi' gibi bir yaklaşım vardı. Cumhuriyetçilerin argümanı 'devlet bana haklarımı verdi, dolayısıyla bunu fazla eleştirmemeliyim' şeklindeydi. Kadınlar gidip, haklarını almıyor. Kadınların, gerçekten kendi haklarına ulaşması gerekiyor.

    Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan dahil Radikal ekibinin de katıldığı açılış yemeğinde Hrant Dink de anıldı. Şafak, "Her yazar ülkesinin geçmişiyle hesaplaşmalı" dedi.
    Geniş katılımlı tartışma
    Toplantıya Türk ve yabancı gazeteciler, hükümet ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler katıldı:

    Yabancı gazeteciler:
    Amberin Zaman (Economist), Andres Ortega (El Pais-İspanya), Bitte Hammargren (S. Dagbladet-İsveç), Delphine Nerbollier (Le Temps-İsviçre), Dimitris Konstantakopoulos (ANA-Yunanistan), Günter Artur Seufert (Berliner Zeitung-Almanya), Jerome Bastion (RFI-Fransa), Luis Ricardo Gines Echeverria (Cambio 16&La Vanguardia-İspanya), Matthew
    Kaminski (WSJ-ABD), Paul de Hen (Elsevier-Hollanda), Vasiliki Nikoloulia (The Bridge-Yunanistan)

    EDAM
    Ali Çarkoğlu (yönetim kurulu üyesi-Sabancı Üniversitesi), Can Buharalı (yönetim kurulu üyesi), Damla Gürel (yönetim kurulu üyesi, CHP milletvekili), Kemal Kirişçi (yönetim kurulu üyesi-B.Ü.), Sinan Ülgen (yönetim kurulu üyesi), Gaye Eslen Özerkan (genel sekreter), Ceren Mutlu (araştırmacı)

    RADİKAL
    Hilal Köylü (diplomasi muhabiri), Murat Yetkin (ankara temsilcisi), Erdal Güven (yazıişleri müdürü), İsmet Berkan (genel yayın yönetmeni),
    Uğur Gürses (köşe yazarı)

    DİĞER
    Ahmet Sever (AB İletişim Grubu), Cengiz Aktar (Vatan), Gila Benmayor (Hürriyet), Hasan Cemal (Milliyet), İlter Türkmen (Hürriyet), Sedat Ergin (Milliyet), Şirin Payzın (CNN-Türk), Soli Özel (Sabah), Tolgahan Özkan (Business Week)
    EDAM nedir?
    EDAM (Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi) ekonomi ve uluslararası ilişkiler alanlarında çalışan bağımsız bir düşünce ve araştırma kuruluşu. Çalışmaları ağırlıklı olarak Türkiye'nin AB ile uyum ve bütünleşmesini destekleyen bilimsel analizlerle Avrupa ve Türkiye'deki etkinlikler üzerine yoğunlaşıyor. Ayrıca, ekonomi ve dış politikayla ilgili önemli konuların tartışılması ve çözüm üretilmesini teşvik eden çalışmalar da faaliyetleri arasında.

  • YARIN: Irak'ın geleceği...