Yuvarlak Masa Toplantısı 3 (2)

Irak belirsizliği Türkiye için ciddi tehdit

Ünlü yazar Elif Şafak'ın onur konuğu olduğu, Radikal ile Ekonomi ve Dış Politika Derneği'nin girişimi ve Garanti Bankası'nın katkılarıyla düzenlenen İstanbul Yuvarlak Masa Toplantıları'nın ilk oturumunda
'Irak'ın geleceği ve Transatlantik İlişkileri' ele alındı.

Yazı dizisi
Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

Ünlü yazar Elif Şafak'ın onur konuğu olduğu, Radikal ile Ekonomi ve Dış Politika Derneği'nin girişimi ve Garanti Bankası'nın katkılarıyla düzenlenen İstanbul Yuvarlak Masa Toplantıları'nın ilk oturumunda
'Irak'ın geleceği ve Transatlantik İlişkileri' ele alındı. Chatham House kuralları uyarınca yürütülen oturumda ortaya konulan görüşler şöyle oldu:

  • Irak'ın nüfusu yaklaşık 24 milyon. Bu nüfusun yüzde 60'ını Şii Araplar oluşturuyor. Sünni Araplar ve Sünni Kürtler, nüfus dağılımında öne çıkan diğer gruplar olarak görülüyor. Türkmenler başta olmak üzere Irak'ta başka birçok grup yaşam savaşı veriyor. Mezhep savaşı her geçen gün artıyor. Bu savaştan en büyük kaygıyı ise bölgenin tek laik Müslüman ülkesi Türkiye duyuyor.
    İran'ın rolü kestirilemiyor
  • Irak'ta dördüncü yılını dolduran Amerikan işgalinin daha ne kadar süreceği ve hangi boyutlara ulaşacağı konusunda tüm dünya endişeli. Irak'ın geleceği şekillenirken bölgenin en etkin ve Amerika'ya meydan okuyan ülkesi olan İran'ın nasıl bir rol oynayacağı kestirilemiyor. Irak'ın nasıl bir devlet sistemiyle devam edeceğini kimse bilmiyor. Sünni
    Araplar tercihini üniter devtletten yana kullanırken, Şii Araplar üniter ve federal devlet arasında gidip geliyor. Sünni Kürtlerin yüzde 49'luk kitlesi federal devlet istiyor, yüzde 30'u ise bağımsız bir devlet kurmaya uğraşıyor.
  • Irak, Türkiye'nin dış politikasındaki önceliğini koruyor. Çünkü Kuzey Irak'taki bölgesel Kürt yönetimi, Türkiye'yi sürekli rahatsız edici bir siyaset izliyor. Bu yönetimin PKK'ya açıktan destek verdiğini hem Genelkurmay hem de Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, ABD yönetimine belgeledi.
  • Bu noktada Ankara, Amerikan yönetiminin karşı çıkışlarına karşın Kuzey Irak'a askeri operasyon için gün sayıyor. Operasyonun gecikme sebebi olarak Türkiye'deki seçim atmosferi gösteriliyor.
    Ticaret mi, operasyon mu?
  • Ankara, Kürt liderlerin Kerkük'ün Kürt kenti olduğu söylemine sert karşılıklar veriyor. Irak'la ticareti kesmeyi bile göze alıyor. Oysa, Kuzey Irak ile ekonomik olarak en yoğun ilişki kuran ülke Türkiye. Erbil'deki 404 şirketten 300'ü Türklere ait. Türk inşaat firmaları büyük yatırımlar yapıyor. Süleymaniye Havaalanı'nı bir Türk firması inşa etti.
  • Bu noktada Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Kuzey Irak'a askeri operasyon düzenlenmesinin gerekliliği ve Kürt liderlerin PKK'yı desteklediğine dair çıkışları adeta 'gölge boksunu' andırıyor.
  • Özel şirketleri vasıtasıyla Kuzey Irak'la bu denli yoğun ticari ilişkiler sürdüren Türkiye'de medyanın Irak'a ve Kürt özerk bölgesine bakışı da dikkat çekiyor. Medya, PKK ile çarpışmalarda şehit düşen askerlere büyük önem veriyor. İstisnasız hemen her gazete, bu tür haberlere sayfalarında geniş yer verirken, Kuzey Irak'ı düşman gösteriyor.
  • ABD yönetimi bugüne kadar, Türkiye-AB ilişkilerinde ve AB'ye üyelik sürecinde önemli bir destekçi rol oynadı, ancak Irak'ta yaşanan gelişmeler Türkiye'de istikrarsızlığa yol açabilir. Türkiye'nin en büyük engellerinden biri de sınırda artan istikrarsızlık. ABD dış politikası uzun süredir Türkiye'nin AB üyeliğini desteklerken, diğer yandan siyasi istikrarsızlığa yol açacak tam tersi etkilere sebep oluyor. Bu, önemli bir paradoks.

  • YARIN: Ya Kürdistan kurulursa?