Yuvarlak Masa Toplantısı 3 (3)

  • Bağımsız Kürdistan kaçınılmaz...
  • Irak bölünürse kaos olur...
  • Irak'ta en fazla Rusya ve İran'ın etkisi artıyor...
  • PKK saldırdıkça Türkiye Kürt hakları için adım atmaz...

    Yazı dizisi
  • Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

    İstanbul Yuvarlak Masa Toplantıları'nın 'Irak'ın Geleceği ve Transatlantik İlişkileri' oturumlarında Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi ve bu yönetimin giderek bağımsız devlete dönüşmesinin yaratacağı yeni denklem de öne çıkan bir gündem maddesi oldu. Konuşmacılar 'Kürdistan kurulursa' yaşanacakları projeksiyon yakarken, şu görüşleri dile getirdi:
    Önce Şiiler ve Sünniler tepki verir

  • Irak bölünürse, Türkiye sınırında ikinci bir İran oluşması riski ortaya çıkar. Yani bu sadece bir Kürt devleti kurulması riskini barındırmıyor. İkinci İran vakası oluşması anlamına da geliyor.
  • Ankara bağımsız Kürdistan devletini kabul etmez. Böylesi bir durum çatışma riski taşırır.
  • 'Türkiye'deki Kürtlerle ilgili sorunlar nasıl çözülecek? Federasyon altında bir birliktelik söz konusu olabilir mi' gibi sorulara geniş çaplı tartışmalarla yanıtlar aranması gerekiyor.
  • Bağımsız Kürdistan devletinin kurulması halinde Türkiye'den önce Şiiler ve Sünniler tepki verecektir. Böylesi bir devletin birkaç ay ömrü olur. Türk ordusu maceraya atılmaz.
  • Amerikan işgaliyle başlayan Irak savaşından en fazla İran ile Rusya'nın etkisini artırarak istifade ettiğini unutmamak gerekiyor.
    Kürt hakları PKK'nın gölgesinde
  • PKK saldırıları sürdürdükçe, Türkiye'de hiçbir hükümet Kürt hakları için adım atmaz.
  • Türkiye, Kerkük konusunda yalan söylüyor. O konuyu kaybettik. 1. Dünya Savaşı'ndan sonra Ankara, bölgede Türkmen ve Kürtlerin bulunduğunu iddia ederek hak talep etmişti. Britanya ise Arapların çoğunlukta olduğu tezini ortaya sürüyordu. Bugün ise Türkler, Türkmen ve Sünni
    Arapların bölgede çoğunlukta olduğunu iddia ediyor. Kürtler bağımsız olma niyetini açıkladı. Eninde sonunda Kürdistan'ı ilan edecekler.
  • Türkiye Irak'a müdahale ederse, aşırı milliyetçilik artar ve AB reformlarını hayata geçirmek zorlaşır. AB'de Türkiye karşıtı bazı odaklar bu tür gelişmeleri fırsat bilerek tam üyelik müzakerelerini tamamen durdurma çabasına girişebilir.
  • Türkiye'nin AB'ye üye olmasına yönelik destek konusunda ülke içinde hem bir değişim, hem de kayma hali bulunuyor. AKP hükümetinin tabanı, AB'ye üyelik sürecini destekliyor. Ancak AB'nin Türkiye'ye yönelik ayrımcı politika ve uygulamaları sebebiyle (tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık tartışmalarının gündeme gelmesi, üyeliğin Fransa'da referanduma sunulacak olması, Kıbrıs konusunda yapılan haksızlıklar gibi) Türk halkında AB'ye desteği giderek düşürüyor.
  • Kürdistan'ın bağımsızlığı dışında da Türkiye'nin Irak'tan kaynaklanan riskleri bulunuyor. Irak, Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana yapay bir devlet olageldi. Amerikan yönetimi bu ülkeden er ya da geç çekilineceği sinyali verdiği anda da şiddet olaylarında artış meydana geldi.
  • Irak bölünürse bu tüm bölgede büyük sorunlara sebep olur. Sınırımızda 1.5 milyon civarında mülteci ile karşı karşıya kalabiliriz. Yakında, yaptığımız tüm akademik tartışmalar anlamını yitirebilir ve bölge büyük bir kaosun eşiğine gelebilir. Irak'ın çözülmesini Ürdün izleyebilir.
    NATO ve BM'nin rolleri sınırlı
    Irak'ın geleceği konulu oturumda, uluslararası güçlerin Irak'ta oynadıkları ve oynayabilecekleri olası roller de değerlendirildi. Görüşler şöyle:
    Kimse bölünmüş Irak istemez
  • Irak bölünecekse ne yapmalıyız? NATO ve BM'nin, transatlantik aktörlerin etkisi ne olur? Zararı en aza indirecek politikalar yürütmeliyiz. Irak'ın dağılmasını istemeyen sadece Türkiye değil. Komşu ülkelerin hiçbiri bölünmeden memnun olmayacaktır. Irak'ın tüm komşularını uluslararası konferanslarda buluşturarak bu ülkedeki soruna çözüm arama girişimleri devam ettirilmelidir.
  • Avrupalılar yeniden inşaya katkıda bulunmakta olduklarını söyleseler de kaos içindeki Irak'a olabildiğince az karışmak istiyor. Ancak Irak'ta yaşananlar ABD'ye karşı Avrupa'nın ortak politika oluşturması fırsatını yaratabilir.
  • NATO ittifakının etki alanı 21. yüzyılla birlikte çok genişledi. Ancak yine de ittifak küresel anlamda etkin olabilecek bir aktör konumunda değil. Örneğin Taliban'ın devrildiği Afganistan'da bir türlü başarılı olamıyor, istikrarı sağlayamıyor.
    İttifakın sorunlar karşısında strateji geliştirme altyapısı bulunmuyor.
  • Rusya ve Çin de Ortadoğu'da ve özellikle Irak'ın geleceği konusunda söz sahibi olmak isteyecektir.

  • YARIN: Fransa ve Türkiye