Zorlu sınavın adı Öcalan

Altı yıl önce Türk gizli servis ajanları Kenya'ya uçup, 1984'te Kürt isyanını başlatmış adamı yakalayarak mükemmel bir iş başarmıştı.

Altı yıl önce Türk gizli servis ajanları Kenya'ya uçup, 1984'te Kürt isyanını başlatmış adamı yakalayarak mükemmel bir iş başarmıştı. Bugün Öcalan, Marmara Denizi'nde bir adada tek başına ve demir parmaklıklar arkasında yaşıyor. DGM Öcalan'ın 1999'daki idam cezasını sonradan, AB üyeliği ümidiyle bir bedel daha ödeyerek, müebbet hapse çevirmişti. Şimdiyse Türkiye, AİHM'nin Öcalan'ın adil yargılanmadığı kararı üzerine, yeni ve zorlu bir sınavla karşı karşıya.
Türkiye'deki 12 milyon Kürt bugün, Öcalan'ın liderliğindeki PKK'nın savaştığı günlere nazaran daha iyi halde. Öcalan'ın yakalanmasını izleyen ateşkesten beri Türkiye'nin güney ve güneydoğusu nispeten barış ortamında yaşadı, bir yandan da AB'ye girme hevesiyle kısıtlı olarak Kürtçe
televizyon ve özel kurslara izin verildi, ki bunlar Atatürk'ün üniter mirasının bekçileri için tabu konulardı. Ayrılıkçıları cezalandıran yasalar kaldırıldı. Ülkenin en tanınmış kadın Kürt siyasetçisi Leyla Zana serbest bırakıldı. Erdoğan, değişimin gözü pek savunucusu olarak alkışları topladı.
Gelgelelim güçlü generaller ve milliyetçiler sert ve kaygı verici bir tepki göstererek, AB'ye haddinden fazla taviz verildiği uyarısında bulundu. Nitekim Türklerin AB'ye üyelik şevki de son birkaç ayda, Fransa, Almanya ve diğerleri 70 milyon Müslümanı istemiyor diye AB'nin ha bire kale direklerinin yerini değiştirdiği hissiyle azaldı. Güneydoğuda ateşkesi sona ermesiyle münferit şiddet olaylarının yeniden başlaması ve komşu Irak Kürtleri nedeniyle duyulan kaygılar, tüm bu sıkıntıların üzerine tuz biber ekti.
Türklerin çoğunun Öcalan'ı nasıl canavar gibi gördüğünü anlatmaya kelimeler yetmez. Öcalan'ın savaştaki kod adı 'Apo', amca anlamına geliyor, ama 30 bin kişinin ölümünün vebalini taşıyan ve Türkiye'de annelerin adını yaramaz çocuklarını susturmak için kullandığı bu militanın babacanlıkla hiçbir ilgisi yok. Gerek AB gerekse ABD, PKK'yı bir terör örgütü olarak kabul etmiş durumda. Pek çok Türk Apo darağacına gönderilmedi diye hayıflanıyor ve Avrupa'nın yeniden yargılama çağrısını öfkeyle karşılıyor.
Ancak gözden kaçırmamak gerekir ki AİHM, Öcalan'ın masum olduğunu iddia etmedi.
Kendi şeytanlarıyla yüzleşmesi gereken ve Avrupa ailesinin içine alınmayı hak eden Türkiye'nin tek yapması gereken, yeni mahkemede Öcalan
bir kez daha suçlu bulunsa bile doğru prosedürün izlenmesini sağlamak. (Başyazı, 14 Mayıs 2005)