Yargıtay, ölen madenci için belirlenen manevi tazminatı az buldu

Yargıtay, ölen madenci için belirlenen manevi tazminatı az buldu
Yargıtay, ölen madenci için belirlenen manevi tazminatı az buldu
- Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, kömür ocağında 4 yıl önce meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden madencinin annesi ve babasına on beşer bin lira manevi tazminat verilmesi yönündeki yerel mahkemenin kararını yetersiz bularak usulden bozdu - Karardan: "Hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı ve duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir" - Anne Kocakaya: "Evladını toprağa koymayan bu acıyı anlamaz"

ZONGULDAK (AA) - FERDİ AKILLI - Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin  Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağında 17 Mayıs 2010'da meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden madencinin anne ve babasına on beşer bin lira manevi tazminat verilmesi yönündeki kararını yetersiz bularak usulden bozdu.

Zonguldak 3. İş Mahkemesinde 9 Aralık 2013'te gerçekleştirilen duruşmada, maden ocağının eksi 540 kodunda galeri açma işi sırasında meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden Sadık Kocakaya'nın (26) annesi Sabahat ve babası Satılmış için on beşer bin lira manevi tazminata hükmetmesi üzerine miktarı az bulan ailenin avukatı, Yargıtaya itirazda bulundu.

TTK ile alt iş veren Yapı-Tek firmasına açılan tazminat davasıyla ilgili itirazı görüşen Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin aldığı kararda, yerel mahkemenin manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düştüğünün ve miktarın az takdir edildiğinin anlaşıldığı belirtildi.

 Kararda, iş kazasının asıl ve alt iş verenin yüzde 100 kusurlu eylemleri sonucunda meydana geldiğinin dosya içeriğinden anlaşıldığı bildirilerek, ilgili hükümlere göre hakimin ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun miktardaki paranın ödenmesine karar verebileceği vurgulandı.

Tazminatın sınırının amaca uygun belirlenmesi gerektiğine işaret edilen kararda, "Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edinmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gereken kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken etkili nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı ve duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir" ifadesi kullanıldı. 

- "Tazminat, caydırıcı oranda olmalı"

Kararda, madencinin anne ve babası için belirlenen on beşer bin liralık manevi tazminatın azlığının açıkça belli olduğu aktarılarak, şunlar kaydedildi:

"Hakim takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek, gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak, tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Mahkemenin, maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, manevi tazminatların takdirinde yanılgıya düşerek özellikle anne ve baba yararına manevi tazminatların az takdiri suretiyle yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir."

- "Evladını toprağa koymayan bu acıyı anlamaz"

Anne Sabahat Kocakaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yerel mahkemenin kararının bozulmasından mutluluk duyduklarını, zorluklarla büyüttükleri evlatlarını kaybetmenin acısını hiçbir şeyin dindiremeyeceğini söyledi.

Eşi ve kendisi için otuz beşer bin lira manevi tazminat istekleri olduğunu anlatan Kocakaya, "Ben evladıma 26 yıl emek verdim. Ne zorluklarla büyüttüm. Oğlum doğduğunda işimiz, gücümüz yoktu. Pisliklerin içinden atık kömürleri toplayarak onu büyüttüm. Evladını toprağa koymayan bu acıyı anlamaz" diye konuştu.

Kocakaya, bir oğlu daha olduğunu, işsiz evladını maden ocağına göndermemek için çaba harcadığını vurguladı.

Baba Satılmış Kocakaya da yaşadıkları acının anlatılamayacağını dile getirerek  "Ben facianın ardından kalp hastası oldum. Şeker hastalığım arttı. Bu acılar parayla giderilmez. Yargıtayın kararını haklı bulduk. Verilen 15 bin lira tazminat kararı bizimle dalga geçmek gibidir.  Bir cana 15 bin lira biçilir mi?" ifadesini kullandı. 

- Olay

TTK Karadon Müessese Müdürlüğü maden ocağının eksi 540 kodunda 17 Mayıs 2010'da meydana gelen grizu patlaması sırasında taşeron olarak galeri açma işini yürüten firmanın 30 çalışanından haber alınamamıştı. TTK ekipleri, 20 Mayıs 2010'da kurtarma kafesine yaptıkları donanımla eksi 540 koduna inmeyi başarmış, 28 cenaze yer üstüne çıkarılmıştı. Engin Düzcük ve Dursun Kartal'ın cesetlerine ise faciadan 8 ay sonra ulaşılmıştı.

Faciada ölen madencilerden Sadık Kocakaya'nın eşi ve yakınları, TTK ile taşeron firma hakkında maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmış, mahkeme, madencinin eşi Dilek Kocakaya'ya 88 bin 88 lira maddi, 40 bin lira da manevi tazminat ödemesine hükmetmişti.

Mahkeme, ayrıca anne Sabahat Kocakaya'ya 36 bin 435 lira maddi ve 15 bin lira manevi, baba Satılmış Kocakaya'ya 15 bin, 3 kardeşine de 21 bin lira manevi tazminat ödenmesine karar vermişti.