CHP

CHP, dün olduğu gibi bugün de, ciddi bir kavşak noktasında olan Türkiye için ve Türkiye'nin yararına, önemli bir rol oynama durumunda.

Bir ülkede, demokrasinin, siyasi istikrarın, birlikte yaşamanın, toplumsal güvenin olmazsa olmazı “etkin, yaratıcı, ve yapıcı muhalefet”in varlığıdır.

Bu saptamanın ne kadar doğru olduğunu, Türkiye’de yaşıyoruz.

Ama tersten.

Türkiye, güçlü lider ve egemen parti yönetiminde.

1 Kasım seçimlerinden sonra, güçlü lider/egemen parti-zayıf muhalefet denklemi ya da sorunu tekrardan yaşanmaya başlandı.

Seçimlerin galibi AK Parti, Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu.

Ve, 1 Kasım’dan bugüne, içeride ve dışarıda Türkiye’yi konuşurken, ve, dışardan Türkiye’ye bakılırken, ana, hatta birazcık abartmayla tek gönderim noktası ve odak olarak sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, ve AK Parti alınmaya başlandı.

Muhalefet partileri parti içi iktidar kavgalarına ve vesayet sorununa savruldular.

MHP’de, Devlet Bahçeli dönemini bitirmek için üç lider adayı çalışıyorlar; kurultay için oy topluyorlar. Kurultaya gitme olasılığı her geçen gün artıyor. MHP, kendi içine kapanmış, Türkiye siyaseti üzerinde ve içinde etkisini kaybetmiş durumda.

HDP, PKK vesayeti ve çatışma tarafından rehin alınmış durumda. Bir önceki Radikal yazımda vurguladığım gibi (15 Aralık), Diyarbakır gözlemlerim içinde benim için çok çarpıcı olan, kimsenin HDP’den bahsetmemesiydi.

CHP’de de, seçim sonrası, parti parti içi iktidar mücadelesine sokacak girişimler oldu. Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı lider adayları çıktı. Ocak ayında, yani gelecek ay, zaten kurultay yapacak bir parti de, olağanüstü kurultay istendi. Ama, bu girişimler başarısız oldu, kısa sürede bittiler.

CHP, bu anlamda, MHP ve HDP’den bugün farklı bir durumda.

İki temel nedenle.

Bir, CHP ve lideri Kılıçdaroğlu, son dönemde gösterdikleri uzlaşma temelli, toplumun farklı kesimleriyle konuşma ve onların sorunlarına dokunma yöntemli, ve, mikro ölçekte olsa bile ortaya koydukları yaratıcı politikalarla, uzun zaman sonra ilk defa, gerçek bir muhalefet partisi gibi hareket ettiler. Bu girişim, toplumda küçük de olsa karşılığını buldu. Bu nedenle de, parti içi liderlik arayışları, ne parti içinde, ne de Türkiye genelinde olumlu karşılandı. 

İki, CHP, son dönemde yaşanan tüm değişimlere ve dönüşüm sürecine rağmen, hala, siyasi, sosyolojik, kültürel, ve tarihsel olarak, Türkiye’nin iki “ana ve kilit aktörü”nden biri. CHP, nicel düzeyde zayıf ve küçülen bir parti. Bu doğru. Fakat, nitel düzeyde, önemli ve kilit bir parti, bir siyasi aktör.

Bu nedenlerle, CHP’yi, MHP ve HDP’den ayrı düşünmeliyiz.

CHP, dün olduğu gibi bugün de, ciddi bir kavşak noktasında olan Türkiye için ve Türkiye’nin yararına, önemli bir rol oynama durumunda.

Türkiye’nin, etkin, yaratıcı ve yapıcı CHP muhalefetine ihtiyacı var. CHP’nin de, büyümek ve iktidar alternatifi olabilmek için, farklı kimlikler, sınıflar, yaşam tarzlarını içerecek şekilde, Türkiye’nin tümüne ihtiyacı var.

Şunu demek istiyorum:

Seçim sonrası kamuoyu araştırmalarının da gösterdiği gibi, 1 Kasım seçimlerinde seçmen oyunu “istikrar ve güven” temelinde verdi; 7 Haziran seçimleri-1 Kasım seçimleri arasında seçmen, Türkiye’nin en büyük sorun olarak “terör sorunu”nu gördü.   

AK Parti’nin % 49.5 oy oranının da temel nedeni de bu noktada yatıyor.

Peki, bugün, seçim-sonrası Türkiye’de, 2015’in biterken, istikrar-güvene doğru evrilen bir durumu görüyor muyuz?

Bölgemizde savaş giderek ölçek ve aktör temelinde büyüyor;  Güney Doğu ve Doğu Anadolu’da çatışmaların önü kesilemiyor.

Bu durum, artık ertelenemez bir gereklilik olan Yeni Anayasa yapımını da olanaksız hale getiriyor.

Güvenlik riskleri, kutuplaşma, çatışma, belirsizlik, ve gelecek için güvensizlik duyguları toplumun her tarafında yaygınlaşıyor.

Bu bağlamda, ne kadar güçlü olursa olsun, iyi, etkin, adil ve demokratik yönetimi tek bir aktörün, tek bir partinin tek başına götürmesi ne kadar gerçekçidir?

Tam da bu noktada, etkin, yaratıcı ve yapıcı bir CHP’ye Türkiye’nin gereksinimi var.

CHP’siz, CHP katkısı ve rolü olmaksızın, istikrar, güven, ve birlikte yaşama inşası pek mümkün gözükmüyor. En azından, “sürdürülebilirlik” noktasında.

Türkiye’nin iki ana aktöründen biri olan CHP bunu yapabilir mi?

Yapması gerekiyor. Göreceğiz.