Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Yüzyılın Konut Projesi’ne ilişkin, “İlk konutları 2027 yılının mart ayı itibarıyla teslim etmeye başlayacağız. Amacımız 500 bin konutun tamamını 2028’de vatandaşlarımıza sunmak olacak” şeklinde konuştu.
AAtölye’de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Kurum, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Yüzyılın Konut Projesi’ne ilişkin soru üzerine Kurum, 6 Şubat 2023’te 11 ilde “asrın felaketi” olarak nitelendirilen depremlerin yaşandığını ve 14 milyon vatandaşın bu depremlerden etkilendiğini hatırlattı.
Kurum, deprem sonrası devletin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 86 milyon vatandaşıyla elbirliği içinde hareket ettiğini ve dünyaya örnek olabilecek bir başarı hikayesi yazdığını söyledi.
Depremden etkilenen 11 ilde 455 bin konutun bitirildiğini ifade eden Kurum, burada edinilen bilgi, beceri ve tecrübenin 81 ile aktarılması amacıyla 500 bin konutun yapılmasını içeren “Yüzyılın Konut Projesi”ni başlattıklarını vurguladı.
Projeye, her ilden gelen talepler doğrultusunda başladıklarının altını çizen Kurum, şöyle devam etti:
“500 bin konut gerçekten bugüne kadar Cumhuriyet tarihinde yapılmamış bir rakam. Daha önce 1 milyon 750 bin konutu bitirdik, hamdolsun. Şimdi de yeni 500 bin konutu milletimize sunuyoruz. 81 ilde kuralarımızı çektik. İnşaatlarımıza başladık. İlk konutları 2027 yılının mart ayı itibarıyla teslim etmeye başlayacağız. Amacımız 500 bin konutun tamamını 2028’de vatandaşlarımıza sunmak olacak. Bunun için çalışıyoruz. Deprem bölgesinde 2 yılda bu başarı hikayesini yazan devlet, bugüne kadar 1 milyon 750 bin konutu teslim eden irade, inşallah onu da en yakın zamanda vatandaşımıza en güzel haliyle, en sağlam haliyle teslim edecektir.”
“BU PROJE İSTİHDAMA KATKI SAĞLAYACAK”
Bakan Kurum, evi sadece bir konut olarak görmediklerini, evin, bir gencin doğup büyüdüğü mekan, bir annenin yuvası ve bir babanın da şefkat eli olduğunu ifade etti.
Bu kapsamda sosyal donatılarıyla, parkları ve yeşil alanlarıyla her türlü detayı düşündüklerine işaret eden Kurum, 500 konuta bir mahalle konağı yaptıklarını belirtti.
Mahalle konaklarında vatandaşların sağlık hizmetlerinden kreşlere, taziyelerden merasimlere kadar birçok fonksiyonu gerçekleştirebileceklerini aktaran Kurum, mahalle kültürünün yaşaması için projeye dahil ettiklerini söyledi.
Bu yerleşim modellerinin şehirlerde, ilçelerde ve beldelerde örnek teşkil etmesini istediklerini vurgulayan Kurum, şunları kaydetti:
“Bizim bugüne kadar yapmış olduğumuz deprem bölgesindeki konutlarda 11 ilde hamdolsun hiçbir vatandaşımızın burnu bile kanamadı. Bir taraftan da ‘dirençli şehir’ dediğimiz şehri inşa ediyoruz. Yani ülkemizin yüzde 70’i hemen hemen deprem bölgesinde yaşıyor. Dolayısıyla bir taraftan da ‘dirençli şehir’ inşa ediyoruz, bu da çok önemli. Biz depremleri engelleyemeyiz ama depremlere hazırlıklı olmak zorundayız. Bu kapsamda da yeni 500 bin konutla birlikte ülkemizin deprem direncini de artırıyoruz ve depreme hazırlıklı hale getiriyoruz. Toplanma alanları da içinde düşünülüyor. Vatandaşımızın çocuk oyun parkında oynayabileceği, okuluna yürüme mesafesinde gidebileceği ulaşımıyla, istihdamıyla, üretimiyle her alanda bu projeyi önemsiyoruz.
Bir taraftan da bu proje istihdama katkı sağlayacak. Burada 250’ye yakın sektörü ilgilendiren bir konudan bahsediyoruz. Ülkemizin büyümesine katkı sağlayacak, fabrikalarda üretim durmayacak. Onlar yine istihdam oluşturacaklar. Dolayısıyla böyle topyekun bir büyüme, kalkınma projesi, aslında sosyal devlet bakış açısı. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin artık sosyal devlet bakışı rafa kaldırılmış. Artık ülkeler bırakın vatandaşına yardım etmeyi böylesi afetlerde, sellerde, yangınlarda vatandaşını sigorta şirketinin insafına bırakıyor. Dolayısıyla burada çok önemli bir vazifeyi devlet vatandaşına yapmış oluyor. Bu barınma hakkı dediğimiz Anayasa’dan gelen hakka devlet de elini, gövdesini aslında taşın altına koyarak, Sayın Cumhurbaşkanımız burada güçlü bir iradeyi 2002’den beri olduğu gibi bugün de milletimize sunmuş oluyor.”
“İSTİYORUZ Kİ TÜRKİYE’DE HERKES EV SAHİBİ OLSUN”
Bakan Kurum “Sosyal konut tarafında özellikle yeni bir ödeme planı ya da ödeme kolaylığını içeren yeni bir adım atılacak mı? Özellikle gençlere ve orta gelirli vatandaşlarımıza yönelik yeni modeller düşünülüyor mu?” sorusuna, bugüne kadar yaptıkları sosyal konutlarda, alt gelir grubundan vatandaşlara, engellilere, gençlere, şehit aileleri ve gazilere kontenjan ayırdıklarını dile getirdi.
500 bin konuta 5 milyona yakın geçerli başvuru bulunduğunu, deprem bölgesine ayrı bir kontenjan verdiklerini hatırlatan Kurum, “Hep şunu söyledik. Biz AK Parti olarak 2002’den beri sosyal devlet bakışıyla bu projeyi yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz dedik. İnşallah bu proje yoluna girdiğinde yeni sosyal konut projeleri de hayata geçecek.” diye konuştu.
Kurum, şöyle devam etti:
“TOKİ Başkanlığımızla yaklaşık 20 bine yakın konutu 64 ilde satışa çıkarıyoruz. Bu da orta gelirli vatandaşlarımızın erişebileceği 2+1 ve 3+1 konutlardan oluşan bir proje. Konutların çoğu bitti, bitme aşamasına geldi. Bu konutlar artık vatandaşımız gidecek oturacak. Buradaki amaç kira fiyatlarını düşürmek. Deprem riskine karşı vatandaşımızı güvenli yuvalar dediğimiz bu binalarda iskan edebilmek. 2,1 milyondan başlayan 18 bin lira taksitle seçeneklerimiz var. Üç ayrı seçeneğimiz olacak. Peşin ödeyene yüzde 25 indirim yapıyoruz. Yüzde 50 peşin ödeyene yine yüzde 8 ekstra indirim yapıyoruz. 72 ay vade yapıyoruz. Eğer vatandaşımız yüzde 50 peşinatının yarısını şimdi yarısını 1 yıl sonra öderse de ona da 60 ay vade yapıyoruz ve orta gelirli bir vatandaşımızın ulaşabileceği bir taksit tutarıyla yaklaşık 20 bin konutu 64 ilde satışa sunacağız. Başvuruları 15 Haziran’da.
Halk Bankası ve Ziraat Bankası şubelerinden doğrudan vatandaşlarımız alabilecek. Burada satış şartı şu; evinizin, eşinizin ve kendinizin evi olmaması gerekiyor. Evi olmayana burada öncelik vermek istedik. Çünkü istiyoruz ki Türkiye’de herkes ev sahibi olsun. Yani ev sahipliği oranı artsın, yüzde 80’lere gelsin, yüzde 90’lara gelsin. Bilhassa alt gelir ve orta gelir dediğimiz vatandaşlarımız bu erişilebilir konutlara sahip olsun. 17 Temmuz’a kadar bu satışlar sürecek ve bankalardan doğrudan satış yapılacak. Burada 18 yaşını doldurmuş olmanız, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanız ve eşinizin ve kendinizin üzerinde kayıtlı bir evinizin olmaması gerekiyor.”
“NEREDEYSE ASLINDA KİRAYA YAKIN BİR FİYATLA VATANDAŞIMIZ OTURABİLECEK”
Bakan Kurum, satışa çıkarılacak yaklaşık 20 bin konutun fiyatlarının çok yüksek olmayacağını dile getirdi.
Konuya ilişkin örnekler veren Kurum, şöyle devam etti:
“Ankara’da 2+1 konut mesela 3,1 milyondan başlayan fiyatla 21 bin 400 lira taksitle. 3+1 3,3 milyon. Yani oldukça erişilebilir ki TOKİ’nin ödeme sisteminde biz uzun vade ödeme sistemleri sunduğumuz, bankaya yönlendirmediğimiz, kendimize yani devlete borçlanma yaptığımız için süreçte indirimler de yapıyoruz. Mesela Bursa’da 2+1, 3,3 milyon lira, 3+1’de 3,9 milyon liraya yine sunacağız. Hatay’da 3,2 milyon 27 bin 300 lira taksit konutlar. Konya’da yine 2+1 konutlar 2,9 milyon liradan başlıyor. Tamamen peşin alabilirsiniz, yüzde 25 indirim yapıyoruz. Yüzde 50 peşinatım var diyebilirsiniz. Ona da yüzde 8 indirim yapıyoruz. ‘Yüzde 50 yok, yüzde 25 var, yüzde 25’ini bir yıl sonra ödeyeyim’ diyen vatandaşımıza da yine aynı şekilde 60 ay vade seçeneği sunuyoruz. Yeni, sağlam, sosyal altyapısı olan binalara baktığınızda neredeyse aslında kiraya yakın bir fiyatla vatandaşımız burada oturabilecek.”
Her zaman sokakta olduklarını, vatandaşların taleplerini ve ihtiyaçlarını gözeten bir siyasi anlayışla çalıştıklarını anlatan Kurum, büyükşehirlerdeki konut fiyatlarının, kira fiyatlarının artışıyla ilgili somut bir irade gerçekleştirmek adına 500 Bin Sosyal Konut Projesi’ni hayata geçirdiklerini söyledi.
Deprem bölgesindeki 500 bini aşkın konutun inşasıyla piyasaya yeni 1 milyon konutun sunulduğunu vurgulayan Kurum, “Akabinde de biz şunu gördük, bugün deprem bölgesinde 5-6 bin liraya kiralık ev bulabiliyorsunuz. Deprem sonrasında orada 20 bin lira, 30 bin liraydı. Enflasyondaki etkisine baktığınızda yine düşüşünü net bir şekilde görebilirsiniz. Biz bu iradeyi daha güçlü tutmak adına bilhassa metropollerde kiralık konut uygulamasını da hayata geçiriyoruz ve bu kapsamda İstanbul’da, Anadolu ve Avrupa yakasında 15 bin kiralık konut projesi başlatacağız ve bu sene eylül ayında ilk kiralık konut projelerimizden teslimler yapacağız.” diye konuştu.
“3 YIL VATANDAŞIMIZ BU EVLERDE OTURABİLECEK”
Kurum, İstanbul’da uygulanacak kiralık 15 bin sosyal konut projesi için başvurular alınacağını, bu süreci sosyal konut projesinde olduğu gibi şeffaf, hakkaniyetli ve adaletli şekilde yönetmek istediklerini dile getirdi.
Başvuru için çeşitli kriterler ve kontenjanlar olacağını aktaran Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Alt gelir grubu vatandaşlarımıza, sosyal yardım alan vatandaşlarımıza kontenjanlar ayıracağız. Kentsel dönüşüme giren veya girmek isteyen, kiralık ev bulmakta zorlanan vatandaşlarımıza kontenjanlar ayıracağız. Emeklilerimiz, memurlarımız olacak. Bu kontenjanlarla vatandaşımız başvuracak ve piyasa rayiçlerinin çok altında fiyatla buraları kiralayacağız. 3 yıl vatandaşımız bu evlerde oturabilecek ve 3 yıl sonrasında projesinin biteceğini öngörüyoruz. Başka bir vatandaşımıza yine burayı aynı şartlarda kiraya veriyor olacağız.
Amacımız, kira fiyatlarını, konut fiyatlarını düşürmek. Hem regülasyon hem de dar gelirli dediğimiz vatandaşımıza destek olabilmek amacıyla bu süreci yürütüyoruz. İstanbul’da bir de deprem riski var. 100 bin sosyal konutu, 500 bin Sosyal Konut Projesi kapsamında yapıyoruz. 15 bin de kiralık yapıyoruz. Yani sadece İstanbul’a bu projeyle birlikte 115 bin konut yapıyoruz. Bu ciddi bir rakam. İstanbul’da yaşayan 16 milyon vatandaşımıza bu imkanı veriyoruz. 115 bin konutta 4 kişiden hesaplasanız neredeyse 500 bin vatandaşımız burada yaşamını sürdürecek. Dolayısıyla hem konut fiyatlarına hem kira fiyatlarına etki edecek bir model.”
Projenin ilk kez İstanbul’da hayata geçirildiğini vurgulayan Kurum, alınacak neticelere göre İzmir, Kocaeli, Ankara, Antalya gibi diğer metropollerde de kentlerin ihtiyaçlarına göre projeler geliştirmeye devam edeceklerini bildirdi.
“DEPREM BÖLGESİNDE HAYAT YENİDEN BAŞLADI”
Deprem bölgesindeki son duruma ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kurum, “Gururla söyleyebilirim ki deprem bölgesinde hayat yeniden başladı.” dedi.
6 Şubat 2023 sabahı bu şehirlerin enkaz halinde olduğunu anımsatan Kurum, “Umudun tükendiği, sevincin hüzne döndüğü, her evde bir gözyaşının olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Bugün hayat yeniden başladı. Dükkanlar yeniden açılmaya başladı. 11 ilin sokaklarında çocuklar yeniden gülmeye başladı. Orada çocuk cıvıltılarını duyabiliyorsunuz. Sahilinde yürüyebiliyorlar. Çarşılarında alışveriş yapabiliyorlar. Esnaf artık kepengini açıp hizmet edebiliyor. Bu bizim için gerçekten büyük bir mutluluk vesilesi.” ifadelerini kullandı.
Bölgenin yeniden inşası ve sürecin takibi adına her hafta düzenli olarak 11 ile gittiğini anlatan Kurum, 11 ilin de hemşehrisi olduğunu, bununla gurur duyduğunu ve çocuklarına bırakacağı en önemli miras olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da bu konuda çok önemli bir irade ortaya koyduğunu aktaran Kurum, 6 Şubat sabahı deprem bölgesinde görüştüklerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile konutların yapımına ilişkin istişarelerde bulunduklarını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile o konuşmasını hiç unutmadığını söyleyen Kurum, “Cumhurbaşkanımız şunu söyledi. ‘Bugüne kadar nasıl yaptıysak Murat, bu konutları da aynı şekilde yapacağız.’ dedi. Kolları sıvadık, kolay bir iş değildi. ‘O gün yetiştiremezler, bu enkazın altında kalırlar, bitiremeyecekler, işte şimdi bittiler.’ diyen, ellerini ovuşturanlar vardı. Kulağımızı kapadık, gözlerimizi kapadık. Üzülüyorduk ama o üzüntümüzü, hüznümüzü de hiç yansıtmamaya çalıştık. Kendi içimizde yaşadık bütün arkadaşlarımla. Allah razı olsun hepsinden. Hep birlikte, el birliğiyle bu çalışmaları yürüttük ve bugün hamdolsun 11 ilde bunu gururla ifade edebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Hatay’ın İskenderun Sahili’nde yüzbinlerce kişinin gezebildiğine, Antakya’daki Anadolu’nun ilk camisi Habibi Neccar’da artık yeniden ezan sesleri duyulabildiğine dikkati çeken Kurum, Kurtuluş Caddesi’nin yeniden aydınlandığını, Asi Nehri kenarında çevre düzenlemeleri yürütüldüğünü dile getirdi.
Kurum, Kahramanmaraş’ta Kapalı Çarşı’daki çalışmaların tamamlandığını ve hizmete açılacağını bildirerek, “Ardından Demirciler Çarşısı’nı, Kasaplar Çarşısı’nı, Valilik Meydanı’nı ki yani orada çok güzel hikayeler var. Kahramanmaraş’ta Trabzon Caddesi, Azerbaycan Mahallesi var. O kardeşliği her şehirde görebiliyorsunuz. Onlar yeniden ayağa kalktı. Malatya merkezde Valiliği, Meydanı, Kuyumcular Çarşısı, Şire Pazarı dediğimiz alan ne haldeydi? Depremden sonra enkazların arasında yürüyemiyordunuz. Ama şimdi orada esnafımız artık hizmet vermeye başladı.” bilgisini verdi.
Adıyaman’da, Gaziantep’te, Şanlıurfa’da, Hatay’da ve diğer deprem illerinde kapsamlı projelerin hayata geçirildiğini aktaran Kurum, artık üretimin nasıl canlandırılabileceği, istihdamın nasıl artırılabileceğine baktıklarını söyledi.
Deprem bölgesinin yeniden inşası ile insanların kentlere yeniden döndüğünü vurgulayan Kurum, “86 milyon vatandaşımız, depremzede kardeşlerimize kucak açtı. Bu çok önemliydi. Bunu dünyada yapacak hiçbir devlet, hiçbir ülke yok, hiçbir millet yok. Evimizi, işimizi, aşımızı paylaştık. Şimdi o vatandaşımız artık evine, yuvasına kavuştu ve dönmeye başlayacak. Dolayısıyla 81 ilde rahatlama olacak. Konut fiyatlarıyla, kira fiyatlarıyla bir rahatlama olacak. Bir de 500 bin yeni sosyal konut projesi var. Bu 1 milyon konut, kira fiyatlarını gözle görülür bir şekilde düşürecek.” değerlendirmesinde bulundu.
“İSTANBUL’DA YAKLAŞIK 335 BİN KONUT DÖNÜŞÜMÜ GERÇEKLEŞTİRİLDİ”
İstanbul’daki riskli yapılara ve kentsel dönüşümün desteklenmesi amacıyla yürütülen “Yarısı Bizden” kampanyasına ilişkin Kurum, deprem konusunu önemsediklerini, hiçbir zaman siyasi konu yapmadıklarını ve herkese kapılarının açık olduğunu dile getirdi.
Kentsel dönüşümle ilgili 81 ilden gelen talebi destekleyeceklerini ve yapılması gereken her şeyi yapacaklarını ifade ettiklerini anımsatan Kurum, şunları kaydetti:
“Hangi partiden olursa olsun bu görüşmeleri, gelen talepleri değerlendiriyoruz ve bu çerçevede destek olmaya gayret gösteriyoruz. İstanbul’da da 2023’te yine Sayın Cumhurbaşkanımız bu projeyi milletimize ilan ettiğinde yine muhalefet, seçim projesi olarak değerlendirmişti. ‘Burada söyleyecekler, yapmayacaklar’ demişti. Biz aksine dedik ki ‘biz hiçbir zaman meydanlarda söylediğimizi bir vaat olarak vermedik. Yapabileceklerimizi söyledik.’
Bugün İstanbul’da Yarısı Bizden kampanyası kapsamında yaklaşık 335 bin konut dönüşümü gerçekleştirildi ve 92 bini tamamlanmış. Yani 92 bin bağımsız bölümden bahsediyoruz 2023’ten bu güne. Bu çok önemli bir rakam, tarihimizde yok. Ve 233 bin bağımsız bölümün de dönüşüm çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda 980 bine yakın konutun dönüşümünü biz Yarısı Bizden ile kentsel dönüşüm projeleriyle destekleyerek, imar planı yaparak yapmış olduk. Bu da çok önemli bir rakam. Türkiye’de 2 milyon 200 bin, İstanbul’da 980 bin civarında bir projeden bahsediyoruz.”
“Yarısı Bizden” kampanyası ile vatandaşlara 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira da taşınma yardımı verdiklerini aktaran Kurum, İstanbul’un 39 ilçesinin her mahallesinde projenin görülebileceğinin altını çizdi.
“10 BİN VATANDAŞIMIZ BAŞVURDU”
Kurum, İstanbul’da riskli binaların dönüşümü için sağlanan yeni kentsel dönüşüm kredisine ilişkin ise şu bilgileri verdi:
“Dünya Bankası ile yeni bir proje açıkladık. 3 milyon liraya kadar 0,69 vade oranıyla 2 yıl ödemesiz bir kredi imkanı sunduk. Buna da 10 bin vatandaşımız başvurdu. Şimdi başvuruları değerlendiriyoruz. Bu projeyi de kararlı bir şekilde yürüteceğiz. Biz burada Dünya Bankası’yla şunu da konuştuk. Bu projelere talep olursa ekstra destek alabilir miyiz? ‘Memnuniyetle bu desteği veririz’ dediler. Dolayısıyla bu proje de kararlı bir şekilde artacak. Şuan İstanbul’da, İzmir’de, Kocaeli’de, Sakarya’da uyguluyoruz. Ardından da Manisa ve Tekirdağ’da inşallah uygulamaya başlayacağız. Bu kapsamda da dönüşümü bilhassa deprem riski yüksek olan şehirlerde yapma arzusu içerisindeyiz.”
“YILLIK 30 MİLYAR LİRA TASARRUF SAĞLAYACAĞIZ”
Bakan Kurum, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan himayesinde gerçekleştirilen “Sıfır Atık” projesi ile yeni bir döneme geçtiğini söyledi.
Depozito Yönetim Sistemi uygulamasının 1 Temmuz itibarıyla zincir marketler, restoranlar, kafeler, hastaneler ve AVM’ler başta olmak üzere birçok alanda uygulanmaya başlayacağı bilgisini veren Kurum, şunları kaydetti:
“Vatandaşımız artık pet, cam, metal, karton şişeleri bir çöp olarak görmeyecek. Bu bir katma değer. DOA logosu dediğimiz bir barkoddan bahsediyoruz. Bu ürünleri şu an biz piyasaya sürdük zaten. Piyasada bu ürünleri vatandaşımız satın alıyor. 1 Temmuz itibarıyla bu ürünleri alan vatandaşımız artık bunu bir çöp olarak görmeyecek. Vatandaşımız depozito iade noktalarına veya depozito iade makinelerine bu ürünleri götürdükleri zaman ürün başına 1 lira depozito iade ücreti alacaklar. Bunu da burada ilk defa açıklıyoruz. Pilot uygulamada daha düşüktü, 0,25 lira veriyorduk. İlk önce Kızılcahamam’da başladık sonra Sakarya ilimizde, 7 bölgede uygulamalar yaptık. Vatandaşımız 1 Temmuz itibarıyla depozito iade noktalarına, makinelerine götürdüğü zaman ücret alacak. Metal, cam, pet, karton hepsi için gidip oradan biriktirecekler. Depozito iade noktalarına gidecekler. O makinelere veya noktalara bıraktıkları zaman ürün başına 1 lira alacaklar ve bu e-cüzdanlarına yüklenecek. Sonrasında da isterse anlaşmalı bankalardan nakit çekebilecekler. İsterse anlaşmalı marketlerimizden o parasını harcayabilecek.”
Murat Kurum, uygulamanın vatandaşlara herhangi bir ek yük getirmediğini, mevcut şartlar altında bunun bir deneme süreci olduğunu ifade etti.
Ürünlerden ilave bir depozito ücreti almayacaklarının altını çizen Kurum, sürecin takipçisi olacaklarını, üreticilerin ödediği katılım ve toplama bedellerinin vatandaşlara 1 lira olarak iade edileceğini söyledi.
Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın COP31 başkanlığıyla birlikte Türkiye’nin dünyaya güçlü bir mesaj verdiğini, bu mesajın en iyi uygulama örnekleriyle ortaya konulması gerektiğini kaydetti.
Kaynakların sonsuz olmadığı bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini dile getiren Kurum, “‘Al, kullan, at’ devri bitti. ‘Al, kullan, dönüştür’ başladı. Bunları artık dönüştüreceğiz. Ekonomiye bu ürünleri geri kazandıracağız. 81 ilde 973 ilçede makinelerimiz de olacak, depozito iade noktalarımız da olacak. Vatandaşımız gidecek o DOA makinesine, iade makinesine gidecek ürününü atacak. Oradan telefonlarına bu nakit hemen yüklenecek. Ve böylelikle yıllık 30 milyar lira tasarruf sağlayacağız. 25 milyar ambalajı geri toplayacağız ve üretime, istihdama bir ham madde olarak bu ürünleri geri vereceğiz.” diye konuştu.
“SIFIR ATIK PROJESİNİ HER ALANDA GENİŞLETMEK İSTİYORUZ”
Kurum, sisteme dahil ürünlerde logonun zorunlu olduğunu, logonun ürünün sisteme ait olduğunu gösterdiğini, logosuz ürünlerin piyasada bulunmaması gerektiğini ve vatandaşların bu tür durumları bildirmesi halinde gereğinin yapılacağını belirtti.
Plastik kirliliğini azaltmak amacıyla eylül ayı itibarıyla hayata geçirilmesi planlanan uygulamaya ilişkin soruyu da yanıtlayan Kurum, sürdürülebilir bir ekonomik düzen kurulması ve kaynakların geri dönüşüme tabi tutulmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
Bakan Kurum, Sanayi Devrimi’nden sonra yeni bir sürece girildiğini, günümüzde tüm dünyanın emisyonları düşürmek için mücadele verdiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz de burada bir irade ortaya koyuyoruz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin başlattığı, bugün Türkiye’de dalga dalga yayılan Sıfır Atık projesini her alanda genişletmek istiyoruz. Diğer taraftan Sayın Cumhurbaşkanımız hep şunu ifade etti. Dedi ki ‘2053 yılında Net Sıfır Emisyonu ülkemde yakalayacağım’. Bunu tüm dünyaya ilan ettik. Ve bunun da altyapısı olarak çalışmak zorundasınız. Sözle vaat olmuyor, bir icraat yapacaksınız. Dolayısıyla Depozito Uygulaması Sıfır Atık’ın önemli bir ayağı. Bugüne kadar yüzde 35 civarında geri toplama oranımız var. Yani 25 milyar ambalajın sadece yüzde 35’i toplanıyor, gerisi çöp. Biz bu oranı yüzde 90’lara çıkarmak zorundayız. Çünkü bulamıyorsunuz. Şu an toplanan kağıt, üretilecek kağıda yetmiyor. Mecburen yurt dışından almak zorundasınız. Bunun cari açığa etkisi var. Bu aşamayı her alanda güçlendireceğiz. Enerji alanında da çalışmaları var bakanlıklarımızın, tarım alanında da var. COP kapsamında biz bu koordinasyonu yürütüyoruz. Bu 2053 hedefleri doğrultusunda her alanda çalışmamız var. Eylül ayı itibarıyla da tek kullanımlık plastik dediğimiz bu plastiklerin biyobozunur, geri dönüşebilir ürünlerle yapılması noktasında bir düzenleme yapıyoruz. Plastik pipet, çatal, bıçak veya o yemekle gelen 5 dakika yediğimiz, kullandığımız, sonrasında da çöpe attığımız ürünlere ilişkin geri dönüşebilir malzemelerden oluşan bir düzenlemeye gidiyoruz. Artık tek kullanımlık plastikleri, üreticilerimizle de görüşerek, dönüştüreceğiz. Bu dönüşümle beraber ürünler tek kullanımlık plastikler yerine ahşaptan, bambudan, biyobozunur malzemelerden yapılacak. Sağlığımızı da ekonomimizi de düşüneceğiz. Bu ürünlerin çevremizi kirletmesine de müsaade etmeyeceğiz.”
“HER ŞİRKET SİTE YÖNETİMİ İŞİ YAPAMAYACAK”
Kurum, site aidatlarına yönelik düzenlemeye ilişkin soru üzerine, vatandaşların aidat bedellerinin kira bedeli kadar yüksek olduğu yönündeki serzenişlerini duyduklarını ve duruma hemen müdahale ettiklerini söyledi.
Meclis’te yapılan düzenlemeyle aidat artış oranlarının Yeniden Değerleme Oranı’nı geçemeyeceği belirten Kurum, “Yönetim şirketleri kafasına göre ‘Ben aidatı şuraya çıkardım.’ diyemeyecek. Düzenleme Meclisten geçti, kanunlaştı, yürürlüğe girdi.” dedi.
Kurum, sitelerde alınacak aidat artış kararının artık yönetim tarafından değil, oy çokluğuyla belirleneceğini de aktararak ilk toplantıda yüzde 50 artı 1 çoğunluğun sağlanması halinde karar alınabileceğini, yeterli çoğunluk sağlanamazsa ikinci toplantıda da çoğunluk esasına göre uygulamanın yapılacağını belirtti.
Getirilen çoğunluğu sağlama şartının önemine dikkati çeken Kurum, “Yine kat maliklerince yönetim planlarında değişiklikler yapılamıyordu. Şöyleydi, 5 bölü 4 çoğunluk aranıyordu. Bunun da yakalanması gerçekten zor. Neredeyse yüzde 100’e yakın bir oran. Biz bunu 3’te 2’ye düşürdük. Çünkü birçok sitede böyle sorunlar da yaşanıyor. Sitenin yüzde 70’i istiyor ama değiştiremiyor. Azınlık, çoğunluğa galip geliyordu. Bunu da düzenledik, bu da uygulamaya geçti, kanunlaştı. Bir de denetim mekanizmasını kuruyoruz. Site yönetim şirketlerini sınıflandırıyoruz. Bunu da çalışıyoruz, Meclis’e göndereceğiz ve her şirket, site yönetimi işi yapamayacak. Bu işi vasıflı, daha önce yapmış, bilgisi, becerisi, tecrübesi, ekonomik geçerliliği olan firmaların yapması üzerine bir çalışmayı da ortaya koyuyoruz. İnşallah bu da yakın zamanda Meclis’imizde kanunlaşacak.” ifadelerini kullandı.
HOBİ BAHÇELERİNE YÖNELİK DÜZENLEMENİN YAKIN ZAMANDA HAYATA GEÇİRİLMESİ HEDEFLENİYOR
Hobi bahçeleri üzerine çalışıldığı açıklanan yeni modelin ne aşamada olduğu ve vatandaşların mağduriyetini önlemek adına nasıl bir düzenleme ve denetim sürecinin planlandığına ilişkin soruyu yanıtlayan Kurum, vatandaşların taleplerini dinlediklerini, tarım alanlarıyla alakalı durumun farkında olduklarını dile getirdi.
Kurum, tarım alanlarını korumak zorunda olduklarını belirterek, “Gıda güvenliğinden bahsediyoruz. Dolayısıyla her tarım alanında, her isteyen istediği gibi bir iş yapamamalı. Bir taraftan da vatandaşımızın bilhassa pandemi sonrasında gelen bir talebi var. Yani toprağa basabilmek, toprakta iş yapabilmek, çoluğuyla çocuğuyla orada vakit geçirebilmek. Bir kanun, bir düzenleme çerçevesinde bu ihtiyacı gidermeliyiz.” diye konuştu.
Tarım alanlarının hoyratça kullanılamayacağını, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında ilgili bakanlıklarla birlikte buna ilişkin bir çalışma yürüttüklerini bildiren Kurum, “Her iki talebi de gözetecek bir çalışmayı inşallah hayata geçireceğiz. Hem tarım alanları korunacak hem de vatandaşımızın bu ihtiyacına kanun, yönetmelik çerçevesinde edilebilecek yardımı etmeye gayret göstereceğiz. Bu çalışma inşallah yakın zamanda hayata geçecek.” açıklamasında bulundu.
“TÜM DÜNYAYA ÇOK GÜÇLÜ MESAJLAR VERECEĞİZ”
Kurum, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31’de, gençlerin sürecin öznesi ve karar verici konumda yer alacağını dile getirerek, toplantının 196 ülkenin katılımı ve 100 binden fazla ziyaretçiyle Antalya’da düzenleneceğini anımsattı.
COP31’in Antalya’da yapılmasının önemine değinen Kurum, “Antalya iklim değişikliğinin etkilerini Akdeniz Havzası’nda hisseden bir ilimiz. Yani aşırı yangın, yağışlar, selleri Antalya’da yaşıyoruz. Dolayısıyla burada olması da önemli. Diğer taraftan, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde denizlerin ve okyanusların varlığı, tüm dünyaya vereceğimiz mesaj açısından önemli.” dedi.
Bakan Kurum, COP31’e ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Liderler zirvesiyle başlayacağız. 100’ü aşkın liderin geleceği, dünyanın birçok ülkesinin bakanlarıyla, devlet başkanlarıyla katılımının olacağı bir organizasyondan bahsediyoruz. Tüm dünyaya buradan çok güçlü mesajlar vereceğiz. Artık sözün bittiği yerdeyiz, artık icraat zamanı diyoruz. Bu da aslında bize uyuyor, AK Parti iktidarına, Cumhurbaşkanımızın iradesine uyan bir söylem, ki gerçekten tıkandık. Tüm dünyaya baktığınızda artık yeni taahhüde ihtiyaç yok, var olan taahhütlerin uygulamaya geçirilmesine ihtiyaç var. Biz bunu sağlayacağız. O yüzden uygulama COP’u diyoruz. İcraat COP’u, uygulama COP’u, aksiyon almamız gereken. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon temelinde bu süreci oturtuyoruz.”
COP31’de 10 öncelik belirlediklerini belirten Kurum, “Temiz enerjiyi işleyeceğiz. Bugün Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sıkıntının ana nedeni nedir? Enerji. Enerji bağımsızlığı artık olmazsa olmazı ülkelerin. Bu konuyu işleyeceğiz. Yeşil sanayiyi, sıfır atığı işleyeceğiz. Yeşil sanayi, sanayi devriminden sonraki yeni bir dönüşüm süreci. Bu dönüşümde dün TOBB’da bütün sektör temsilcileriyle bir araya geldik. Yani bu sadece devletin bir duruşu olamaz. Özel sektörüyle, sivil toplumuyla, halkıyla birlikte topyekun bir mücadele. Dolayısıyla bu alanda da bir mesaj vereceğiz ki Uluslararası Enerji Ajansı’yla çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Dünyada elektriğe erişemeyen 2 milyara yakın insan olduğunu söyleyen Kurum, şöyle devam etti:
“Gelişmiş ülkeler finans taahhütlerini hayata geçirmek zorunda. Teknolojiye erişim noktasında destek olmak zorunda. Bu konuların hepsini işleyeceğiz. Finans taahhütlerini bilhassa gelişmiş ülkelerin gerçekleştirmesi ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelere, sektörlere destek olunması konusunu işleyeceğiz. 10 başlıkta tüm dünyaya bu mesajları veriyoruz ve istiyoruz ki el birliğiyle bu mücadeleyi yapalım. Eğer biz bu mücadeleyi yapmazsak, yaşanan afetlerde afetzede oluruz. O yüzden afetzede olmak istemiyorsak, gençlerimiz başta olmak üzere bu konunun karar vericileri olarak hep birlikte bu mücadeleyi sunacağız ve açıkçası aksiyon alacağımız bir uygulama COP’u olsun istiyoruz.”
Kurum, büyüme, gelişme ve hizmet etmeyi bir vatandaşlık görevi ve sorumluluk olarak gördüklerini belirterek, “Zor zamanda da depremde de selde de yine milletimizin yanında olacağız ve milletimize daha iyi şartları kazandırabilecek adımları da inşallah atmaya devam edeceğiz.” diye konuştu. (AA)
