17.5 C
New York kenti
Çarşamba, Eylül 30, 2026

Buy now

Bosna Hersek’te seçim yaklaşırken çarpıcı tablo: Etnik siyaset ve AB çıkmazı

Bosna Hersek’te 4 Ekim’de yapılacak genel seçim öncesinde ülkenin AB üyelik süreci yeniden gündemde. Akademisyenler, siyasi ve anayasal yapıdaki tıkanıklıklar nedeniyle üyelik hedefinin somut bir yol haritasından uzaklaştığını belirtiyor.

Ülkede yapılacak genel seçimde, 3 milyon 414 bin 364 seçmenin oy kullanma hakkı bulunurken, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyinin Boşnak üyeliği için 4, Sırp üyeliği için 3 ve Hırvat üyeliği için 3 olmak üzere 10 aday, ülkedeki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti (RS) başkanlığı için ise 12 aday yarışacak.

Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jahja Muhasilovic ve IUS Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Krupalija, ülkenin AB üyelik sürecinin mevcut siyasi ve anayasal yapıdaki tıkanıklıklar nedeniyle ilerleyemediğine dikkati çekti.

Muhasilovic, AA muhabirine, Bosna Hersek’teki mevcut siyasi sistemin birçok konuda ilerleme sağlanmasını zorlaştırdığını ifade ederek, “Savaştan bu yana devam eden Avrupa Birliği ve NATO söylemi bir slogan halinde kaldı. NATO’ya nasıl üye olacağız, Avrupa Birliği yolunda nasıl ilerleyeceğiz, bunun somut adımlarını kimse sunmuyor.” dedi.

Doç. Dr. Muhasilovic, “Avrupa Birliği’ne doğru somut adımlar atmak isteseniz bile Sırp siyaseti bunu durdurabiliyor çünkü ellerinde böyle mekanizmalar var. Boşnaklar bu mekanizmaları uzun zaman önce kaybettikleri için sürekli Sırplar ve Hırvatlarla anlaşmak zorundalar.” diye konuştu.

Genel seçimin Bosna Hersek açısından büyük önem taşıdığını belirten Muhasilovic, bu seçimin 1992-1995’teki savaştan sonra en önemli seçim olduğunu dile getirdi.

2022’deki seçim sürecinde yapılan sistem değişikliklerinin Boşnaklar açısından olumsuz sonuçlar doğurduğunu savunan Muhasilovic, seçim gecesi Yüksek Temsilci tarafından seçim kanununda değişiklik yapılmasını eleştirdi.

Muhasilovic, “Bu, tarihte görülmemiş bir şeydir. Yapılan seçim kanunu değişiklikleri Boşnakları dezavantajlı durumda bıraktı. Bosna Hersek’in bazı yerlerinde bir Hırvat’ın oyu, bir Boşnak’ın oyundan 7 kat daha değerli hale geldi.” ifadesini kullandı.

“BOŞNAK SİYASETİ, BÖLÜNMENİN ZAYIFLAMAYA YOL AÇTIĞINI HİÇBİR ZAMAN ANLAYAMADI”

Bosna Hersek’teki en büyük Boşnak partisi Demokratik Eylem Partisinin (SDA) en güçlü parti olmasına rağmen iktidarın dışında kaldığını aktaran Muhasilovic, “Ya Yüksek Temsilci’nin kurduğu adaletsiz sistem devam edecek ya da vatansever partiler başa gelerek bu sistemi değiştirecek. Basitleştirmek gerekirse durum bu.” dedi.

Boşnak siyasi partileri arasında birlik, enerji, vizyon ve strateji eksikliği bulunduğunu kaydeden Muhasilovic, Sırp ve Hırvat partilerinin ise temel meselelerde daha ortak hareket ettiğini söyledi.

Muhasilovic, “Sırp siyasetinde iktidar ve muhalefet var ancak kırmızı çizgiler söz konusu olduğunda Sırp partileri ciddi bir birlik gösteriyor. Hırvat siyasetinde ise Hırvat Demokrat Birliğinin (HDZ) hakimiyeti var. Küçük Hırvat partileri de HDZ’nin uyduları gibi hareket ediyor.” diye konuştu.

Boşnak siyasi partilerinin ortak bir platform oluşturamadığına dikkati çeken Muhasilovic, bunun Bosna Hersek’i ve Boşnakların siyasi konumunu zayıflattığını savundu.

Muhasilovic, Cumhurbaşkanlığı Konseyindeki güç dengesinin kritik önem taşıdığını ve seçimlerde SDA’nın en güçlü parti olarak çıkmasının beklendiğini aktararak, “Hırvat ve Sırp üyeler çoğunluğu ellerine geçirirse Boşnak üye, kim olursa olsun azınlıkta kalacak ve oyu sürekli yetersiz olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Bosna Hersek’te yaklaşık 1 milyon kişinin sandığa gittiğini ve katılım oranının genellikle yüzde 50 civarında kaldığını belirten Muhasilovic, “Boşnak siyaseti, bölünmenin zayıflamaya yol açtığını hiçbir zaman anlayamadı. Sırp ve Hırvatlar birlik olurken diğer taraf bölündüğünde Boşnaklar hiçbir şey yapamıyor ve mağdur oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“AB ÜYELİK SÜRECİ, İÇİ BOŞALTILMIŞ, NASIL VE KİMLERLE YÜRÜTÜLECEĞİ BELLİ OLMAYAN BİR SLOGANA İNDİRGENMİŞTİR”

Dr. Krupalija ise AB üyeliğinin seçim kampanyalarında sıkça dile getirilmesine rağmen sürecin nasıl yürütüleceğine ilişkin açık ve kapsamlı bir yaklaşım bulunmadığını belirtti.

AB üyelik süreci konusunda adaylardan net bir açıklama gelmediğini aktaran Krupalija, “AB üyelik süreci, Bosna Hersek seçim kampanyasında daha çok bürokratik bir slogan olarak karşımıza çıkıyor. Biraz da içi boşaltılmış, nasıl ve kimlerle yürütüleceği belli olmayan bir slogana indirgenmiştir.” dedi.

Krupalija, AB ile ABD arasında küresel ölçekte yaşanan görüş ayrılıklarının Bosna Hersek’e de doğrudan yansımaya başladığını ve bunun en açık örneklerinden birinin Bosna Hersek’teki iki entiteden biri olan Sırp Cumhuriyeti’nde görevden alınan eski başkan Milorad Dodik’e yönelik yaptırımlar olduğunu söyledi.

Siyasi yasaklı olmasına rağmen parti başkanlığını sürdüren Dodik’in ABD’nin yaptırım listesinden çıkarıldığını ancak bazı önde gelen AB ülkelerinin yaptırım listelerinde kalmaya devam ettiğini dile getiren Krupalija, adayların sosyal politikalar ve ekonomik kalkınmaya yönelik vaatlerden çok kendi etnik kimliklerinin koruyucusu olarak öne çıktığını belirtti.

Krupalija, bunun Dayton Barış Antlaşması’nın oluşturduğu anayasal düzen ve mevcut siyasi yapıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kaydederek, “Tüm siyasi aktörler bu oyunun kurallarına uymak ve kendi etnik topluluklarının temsilciliğini üstlenmek zorunda kalıyor. Kurucu halklar veya etnik topluluklar, ortak bir gelecek tasavvuru ya da ortak değerler üzerine herhangi bir şey söylemiyor.” diye konuştu.

“BU SEÇİMLERDE DE EN GÜÇLÜ SİYASİ AKTÖRÜN YİNE SDA OLDUĞU GÖRÜLÜYOR”

Seçimlerden sonra üç tarafın aynı masaya oturarak koalisyon kuracağını dile getiren Krupalija, hükümetlerin görece hızlı kurulmasına rağmen sonrasında sistemsel tıkanıklıkların ortaya çıktığını anlattı.

Krupalija, seçim kampanyasının başlamasından kısa süre önce savaş suçlusu Ratko Mladic’in ölmesinin ülkedeki kronik sorunların toplumu nasıl etkilediğini gösterdiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:

“Ratko Mladic, uluslararası mahkemeler tarafından savaş suçlusu ve Srebrenitsa soykırımının baş mimarı olarak tescillenmiş bir isimdir. Sırp siyasi cephesinin bu isme ve yaptıklarına mesafe koyamadığını gördük. Hatta onu daha da kahramanlaştırdılar. Dolayısıyla yalnızca ortak gelecek tasavvuru ve ortak değerler üzerinde anlaşamayan değil, geçmişle yüzleşme kapasitesine ve isteğine de sahip olmayan tarafların varlığına şahit oluyoruz.”

Önceki seçimlerin ardından SDA dışındaki partilerin ortak bir blok kurmasının Boşnak seçmenlerde ortak hareket edilebileceğine yönelik umut oluşturduğunu belirten Krupalija, aradan geçen dört yılın sonunda bu umudun boşa çıktığını savundu.

Krupalija, bu durumun Boşnak seçmenler arasında siyasi ilgi ve istekliliğin azalmasına yol açtığını belirterek, “Bu seçimlerde de en güçlü siyasi aktörün yine SDA olduğu görülüyor. SDA, Boşnak kamuoyu tarafından halen en çok destek gören partidir. Boşnak seçmen, özellikle kriz dönemlerinde güvenilir ve sınanmış bir aktörü tercih ediyor.” değerlendirmesini yaptı. (AA)

SON GİRİLEN İÇERİKLER