Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Bilimsel araştırma kapasitemizi Dünya’da örnek bir düzeye taşıdık. Bizlerden neyi esirgiyorlarsa onun daha iyisini yerli ve milli olarak geliştiriyor, üretiyoruz. Savunma sanayiinde yakaladığımız başarılar, sadece caydırıcılığımızı güçlendirmekle kalmadı. Yüksek teknolojili üretimde yeni ufukların önünü açtı. Açılışını gerçekleştirdiğimiz atölye merak eden, deneyen, tasarlayan ve üreten gençlerimizin fikirlerini prototiplere, prototiplerini ise ticarileşebilir ürünlere dönüştüreceği bir mutfak olacak.” dedi.
Bakan Kacır, Rize programı kapsamında Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ne kazandırılan Milli Teknoloji Atölyesi’nin Açılış Programına katılarak, gençlerin hazırladığı projeleri ve yürüttükleri çalışmaları yerinde inceledi.
Bakan Kacır, ardından İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, Üniversite Rektörü Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın ve beraberindeki heyet ile birlikte üniversitenin 20’nci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen kutlama programına katıldı. Akademik çalışmalarda başarı elde eden akademisyenlere ödülleri takdim etti.
Kacır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ismini taşıyan üniversitenin araştırmada, girişimcilikte ve teknolojide çıtayı daha yukarı taşıyacağına inandığını belirterek, şunları kaydetti;
BİLİMİN KALBİ BİZİM COĞRAFYAMIZDA ATIYOR: Bizim medeniyetimiz; özünde kâinatın anlamlandırılmasını taşıyan “Oku! Yaradan Rabbinin adıyla oku!” emri üzerine bina edilmiştir. Peygamber efendimizin “İlim Çin’de de olsa; gidiniz, alınız.” sözünü rehber edinerek bilimi tarih boyunca eşyanın hakikatine ulaşma ve yeryüzünü adaletle imar etme vesilesi olarak görmüştür. Her ne kadar insanlığın bilimsel ve teknolojik birikimi salt batı medeniyetinin eseri gibi sunulmaya çalışılsa da biliyoruz ki yüzyıllar boyunca bilimin kalbi bizim coğrafyamızda atmıştır. Harezmi’den İbn-i Sina’ya; Uluğ Bey’den Cezeri’ye nice bilim insanın tarihe damga vuran çalışmaları İstanbul’dan Semerkant’a, Kurtuba’dan Buhara’ya uzanan geniş bir coğrafyada fikri ve ilmi canlılığın ispatıdır. Ne zaman ki bizler, bu mukaddes mirasa sahip çıktık, bilime öncelik ve önem verdik; işte o vakit dünyaya nizam verdik, adaleti yaydık, hükmettiğimiz coğrafyalara selamet ve esenlik götürdük. Ne zaman bu mirasa sırtımızı döndük; işte o vakit tarih sahnesinde geriledik, özgüvenimizi yitirdik.
KÜRESEL ADALETSİZLİKLERE KARŞI DİK DURUŞ: Durdurulamayan savaşların, derinleşen adaletsizliklerin ve hiçe sayılan değerlerin gölgesinde, insanlığın ortak vicdanı bugün ciddi bir sınavdan, sınamadan geçiyor. Bilim ve teknolojinin insani değerlerden yoksun ellerde haksızlıkların ve yıkımların hızını artırdığını maalesef hep birlikte tecrübe ediyoruz. Adaletin, hakkaniyetin günden güne yok olduğu köhnemiş dünya düzeninde; köklü medeniyet birikimini çağın imkânlarıyla buluşturan bir Türkiye, insanlık ailesinin ihtiyaç duyduğu umut kaynağı. Şurası muhakkaktır ki; küresel adaletsizliklere karşı sergilediğimiz dik duruşun tesiri ve her alanda kendi kaderimizi tayin edebilmemiz; bilimsel derinliğimiz ve teknolojik bağımsızlığımızla doğrudan ilişkilidir. Bugün, yapay zekâdan biyoteknolojiye, uzaydan temiz enerjiye teknolojinin farklı sahalarında elde edilen kabiliyetlerin ekonomik sıçramayı ve stratejik bağımsızlığı mümkün kıldığı bir çağdayız.
DÜNYA’YA ÖRNEK BİLİMSEL ARAŞTIRMA KAPASİ: Teknolojiye yön verenler yalnızca bugünü değil, geleceğin dünyasını da şekillendirme imkanına sahip oluyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde; son 23 yılda tüm dünyanın yakından takip ettiği büyük atılımlar gerçekleştirdik. Bilimsel araştırma kapasitemizi Dünya’da örnek bir düzeye taşıdık. Bu dönemde bilimsel yayın sayımızı yılda 9 binden 52 bine yükselttik. Dünya genelinde en fazla bilimsel yayın üreten ülkeler arasında 22’nci sıradan 14’üncü sıraya yükseldik. Araştırmacılarımızın her geçen yıl niceliği ve niteliği artan bilimsel çalışmaları fikrî mülkiyet kapasitemizin yükselişinin de önünü açtı. 2002’de 414 olan yerli patent başvuru sayısı geçtiğimiz yıl 11 bin 394’e ulaştı. Yerli patent başvurularında dünyada 10’uncuyuz. Kadın buluşçu oranında dünya birincisiyiz.
GÜÇLÜ AR-GE VE İNOVASYON EKOSİSTEMİ İNŞA ETTİK: Bilimsel araştırmaların ülkemizin kalkınma yolculuğunu hızlandırması adına güçlü bir Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi inşa ettik. 2002’den bu yana Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarını 1,2 milyar dolardan 19,9 milyar dolara çıkardık. Aynı dönemde, Ar-Ge harcamalarının millî gelirimizdeki payını binde beşten yüzde 1 buçuğa, tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayımızı 29 binden 310 bine çıkardık. Bugün özel sektörümüz bünyesindeki 1,700’ü aşkın Ar-Ge ve tasarım merkezinde görev yapan nitelikli mühendis ve teknisyenlerimiz, öznesi oldukları yüksek teknoloji ve katma değer odaklı projelerle Türkiye’nin kalkınma yürüyüşüne güç katıyor. 114 teknoparkımızda 12 bin 500’den fazla firmamızın geliştirdiği yenilikçi çözümlerler, Milli Teknoloji Hamlemizi vizyondan gerçeğe dönüştürüyor.
TÜBİTAK ELİ İLE 16,2 MİLYAR TL DESTEK: Ülkemizi bilim ve teknolojide dünya sahnesinde hak ettiği konuma taşıma yolculuğumuzda TÜBİTAK, araştırma ve inovasyon ekosistemimizin tüm unsurlarını harekete geçirmeyi sürdürüyor. TÜBİTAK eliyle sadece geçtiğimiz yıl, 190 üniversite ve 3 bin 100 firmanın 10 bin 774 projesine 16,2 milyar lira destek sağladık. Bilimde, araştırmada ve yenilikte attığımız çok boyutlu adımlar; teknoloji geliştirme ve üretmede muazzam kazanımların önünü açtı. Kuşkusuz savunma sanayiinin Milli Teknoloji Hamlemizin öncüsü olması tesadüf değil.
YERLİ VE MİLLİ SAVUNMA SANAYİİ: Ateş çemberiyle kuşatılmış bir coğrafyadayız. Pek çok ülke yeni yeni idrak etmeye başlasa da tecrübelerimiz; Ar-Ge’siyle, test altyapısıyla, seri üretimiyle ve insan kaynağıyla bütüncül bir savunma sanayii inşasının, bağımsız ve milli bir duruş ve siyaset yürütmek için olmazsa olmaz olduğunu bizlere gösterdi. Önümüze çıkartılan her engeli, her ambargoyu; Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yerli ve milli savunma sanayii hamlemiz için bir fırsata dönüştürdük. Vatan toprağında, mavi vatanda, gök vatanda, uzay vatanda ve siber vatanda egemenliğimizi güvence altına alan; ülkemizin stratejik hamleleri için güç çarpanı bir savunma sanayi inşa ettik. Kendi insansız hava araçlarını, füzelerini, mühimmatını, jet motorlarını, savaş uçaklarını, helikopterlerini, uydularını, radar ve elektronik harp sistemlerini geliştiren ve üreten bir ülke olduk.
SAVUNMA SANAYİ VE BİRÇOK ALANDA YAKALANAN BAŞARI: Bizlerden neyi esirgiyorlarsa onun daha iyisini yerli ve milli olarak geliştiriyor, üretiyoruz. Savunma sanayiinde yakaladığımız başarılar, sadece caydırıcılığımızı güçlendirmekle kalmadı. Yüksek teknolojili üretimde yeni ufukların önünü açtı. Milletimizin 60 yıllık yerli ve millî otomobil özlemini; akıllı ve elektrikli otomobilimiz Togg’la gerçeğe dönüştürdük. Ülkemizde bugüne kadar ürettiğimiz en yüksek değere sahip teknoloji ürünü TÜRKSAT 6A’yla uydu teknolojilerinde global A takımına, ilk 11’e girdik. 23 yıl önce bir sağlam iradenin yanında durarak yeni ve kararlı bir yolcuğa çıkan bu milletin daha nice eserle göğsü kabaracak…
UZAY LİMANI PROJESİ: Ülkemizin uzay alanındaki kabiliyetlerini bir üst lige çıkaracak Ay Programımız başarıyla devam ediyor. Uzaya bağımsız erişimimizi teminat altına alacak uzay limanımızın inşasına başladık. Navigasyon uygulamalarını yerlileştiriyoruz. Yerli modüler nükleer reaktörümüzü geliştirmek için başlangıç adımı attık. Yapay Zeka geliştirme süreçleri için kritik değer taşıyan veri merkezi ve süperbilgisayar yatırımları gerçekleştiriyor, yerli yapay zeka çözümlerini yaygınlaştırıyoruz. Biyoteknolojide, çip, yarı iletken ve kuantum teknolojilerinde kapasite inşamızı hızlandırıyoruz.
TÜRK GENÇLİĞİ; KAZANIMLARIMIZI DAHA DA İLERİYE TAŞIYACAK: Biliyoruz ki; Türk gençliği; kazanımlarımızı daha da ileriye taşıyacak iddia ve iradeye sahiptir. İmkân verildiğinde bu milletin evlatları en iyisini yapar. Bu anlayışla, üniversite eğitimini belirli bir kesimin imtiyazı olmaktan, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çıkarmış olduk. Bu üniversite gibi nice üniversiteyi Anadolu’nun dört bir yanında yükselttik. Hatırlayınız; 2002’de ülkemizde sadece 76 üniversite bulunuyordu. Bugün, sayılarını 208’e çıkardığımız üniversitemizle yükseköğretimi Türkiye’nin tüm şehirlerine taşıdık. Fırsat eşitliğini merkeze alan ve bilimi Anadolu’nun her köşesine ulaştıran kararlı adımlarımızla; araştırma yetkinliği artık sadece birkaç şehirdeki üniversitelerimizle enstitülerimizle sınırlı kalmıyor. 2006’da kurulan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitemizin araştırma ve bilim üretme kapasitesi, Anadolu şehirlerimizin Türkiye’nin bilim ve araştırma yolculuğuna kattığı gücün en somut göstergelerinden biri. Türkiye’nin araştırma ve inovasyon haritasında kıymetli yer edinen üniversitemiz; su ürünlerinden çay araştırmalarına, yer bilimlerinden mühendisliğe tıbba uzanan geniş bir sahada oluşturduğu bilimsel yetkinliği ve yetiştirdiği nitelikli insan kaynağıyla artık pek çok üniversitemize ilham kaynağı oluyor. Üniversitemizin bilimsel yayın sayısı ve niteliğinde son dönemde yakaladığı ivme, araştırma kültürünün bu çatı altında kökleştiğini ve kurumsallaştığını açıkça gösteriyor.
RTEÜ’YE KAZANDIRILAN PROJELER: Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitemizin Millî Teknoloji Hamlemizin bayrak taşıyıcıları arasında yer alması için elimizden gelen tüm desteği sunmaya gayret ediyoruz. Bugüne kadar TÜBİTAK’ın bilim insanlarına ve öğrencilere yönelik bursları kapsamında; üniversitemizde bin 29 öğrenci ve araştırmacıya yaklaşık 227 milyon lira destek verdik. Özel sektöre, akademiye ve kamuya yönelik destek programları kapsamında üniversitemizin 162 projesine 423 milyon lira katkı sunduk. DOKAP Bölge Kalkınma İdaremiz ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansımız eliyle üniversitemizin araştırma kapasitesinin geliştirilmesi ve üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine dönük projelere 75 milyon lira kaynak sağladık. Üniversitelerimizdeki bilimsel bilginin ekonomik değere ve yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesi için Dijitalpark Teknokent’i kurduk.
RTEÜ’YE MİLLİ TEKNOLOJİ ATÖLYESİ: Üniversitemizde eğitim gören gençlerimizin hayallerini, fikirlerini ve projelerini hayata geçirmelerine olanak sağlayacak makine, teçhizat ve sarf malzemesine erişebildikleri bir fiziki altyapı olan Milli Teknoloji Atölyemizi de bugün açmış olduk. Açılışını gerçekleştirdiğimiz atölye merak eden, deneyen, tasarlayan ve üreten gençlerimizin fikirlerini prototiplere, prototiplerini ise ticarileşecek ürünlere dönüştüreceği bir mutfak olacak. Gençlerimizin üretme ve keşfetme heyecanını daha da yükseltecek. Milletçe iftihar kaynağımız olan her bir başarının ardında yıllar süren emekler, gayretler, bilimsel çabalar var. ‘Milli Teknoloji Hamlesi’nin her bir safhası; laboratuvarlarda sabahlayan, ömrünü hakikatin izini sürmeye adamış bilim insanlarımızın, mühendislerimizin ve teknisyenlerimizin alın ve akıl terinin eseri.
TEKNOFEST KUŞAĞININ HER DAİM YANINDA OLACAĞIZ: Atalarımız “Marifet iltifata tabidir. İltifatsız emek zayidir” der. Birazdan takdim edeceğimiz ödüller bu anlamda bilim insanlarımızın üniversitemize, ülkemize sunduğu değerli katkıların tescili niteliğinde. Bizler dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında olma hedefine daha güçlü yürümek adına; tüm araştırmacılarımızla, Türkiye’nin bilim ve teknoloji yolculuğuna katkı sunan herkesle birlikte bilimde ve teknolojide lider Türkiye’yi inşa etmek için gayret gösteriyoruz. TEKNOFEST’lerle, Deneyap Teknoloji Atölyeleriyle, bilim merkezlerimizle, bilim şenliklerimizle, Sektör Kampüste Programıyla, Milli Teknoloji Akademimizle, Milli Teknoloji Atölyelerimizle Teknofest kuşağının her daim yanında olmaya devam edeceğiz.
