18.9 C
New York kenti
Salı, Eylül 8, 2026

Buy now

Çirkin Kral’dan Cannes’a uzanan destan! Yılmaz Güney’in sinema serüveni

Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Yılmaz Güney, 13 yaşında sinemalara film bobinleri taşıyarak başladığı yolculuğunu oyunculuk, yönetmenlik ve senaristlikle sürdürdü. “Çirkin Kral” olarak hafızalara kazınan Güney, “Yol” filmiyle 1982’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanarak Türk sinemasında tarihi bir başarıya imza attı.

Asıl adı Yılmaz Pütün olan sanatçı, Hamit ve Güllü Pütün çiftinin çocuğu olarak 1937’de Adana’nın Yenice köyünde dünyaya geldi.

İlk ve orta öğrenimini Adana’da tamamlayan Güney, henüz 13 yaşındayken harçlığını çıkarmak üzere bisikletiyle sinemalara 16 milimetrelik film bobinleri taşıdı, sırtındaki panoda film afişleri sergiledi.

Güney, And Film ve Kemal Film şirketlerinin bölge temsilciliklerinde film dağıtıcılığı yaptı. Edebiyata ilgisi, sinemaya yönelmesinde önemli etkenlerden biri oldu.

ATIF YILMAZ’IN ASİSTANLIĞINI YAPTI

Yaşar Kemal aracılığıyla Yeşilçam’ın usta yönetmenlerinden Atıf Yılmaz’la tanışan Güney, bir süre usta yönetmenin asistanlığını yaptı.

Yılmaz Güney, 1959’da senaryosunu kendisinin kaleme aldığı, Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Bu Vatanın Çocukları” ve “Alageyik” filmleriyle ilk kez profesyonel anlamda oyunculuk yaptı. Bu filmlerin ardından “Güney” soyadını kullanmaya başlayan sanatçı, 1961’de Atıf Yılmaz’ın “Tatlı Bela” filminin setinde yönetmen yardımcılığı yaparken tutuklandı ve 1962’ye kadar cezaevinde kaldı.

Sinemaya 1963’te yeniden dönen Güney, ağırlıklı olarak macera filmlerinde rol aldı. 1963 yapımı “İkisi de Cesurdu” filminde canlandırdığı kabadayı karakteriyle dikkati çekti.

Bu yıllarda “Çirkin Kral” lakabıyla anılmaya başlayan Güney, yönetmenliğini Lütfi Akad’ın yaptığı 1967 yapımı “Hudutların Kanunu” filmindeki rolüyle Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü kazandı.

Güney, ilerleyen yıllarda “Kahreden Kurşun”, “Ben Öldükçe Yaşarım”, “Kızılırmak”, “Karakoyun”, “İnce Cumali”, “Çirkin Kral”, “Seyit Han”, “Toprağın Gelini”, “Aç Kurtlar”, “Zeyno”, “Acı”, “Vurguncular”, “Baba” ve “Ağıt”ın da aralarında bulunduğu çok sayıda filmde yönetmen, senarist ve oyuncu olarak yer aldı.

“UMUT” İLE SİNEMADA YENİ BİR DÖNEM BAŞLATTI

Askerliğini 1968-1970’te tamamlayan Güney, 1970 yapımı “Umut” filminde senarist, yönetmen, yapımcı ve başrol oyuncusu olarak yer aldı.

Sinema tekniği, dili ve politik yönüyle Güney’in diğer filmlerinden ayrılan “Umut”, Türk sinemasında önemli bir dönüm noktası oldu ve sonraki yıllarda çekilen politik filmlere öncülük etti.

Yılmaz Güney, 1972’de “Boynu Bükük Öldüler” romanıyla Orhan Kemal Roman Ödülü’nü kazandı.

12 Mart muhtırasının ardından yeniden tutuklanan sanatçı, 1972’de devrimcilere yardım gerekçesiyle 10 yıl ağır hapis ve sürgün cezasına çarptırıldı.

Güney, genel afla serbest kaldığı 1974’te yönetmen, yapımcı, senarist ve başrol oyuncusu olarak yer aldığı “Arkadaş” filmini tamamladı.

Aynı yıl bir cinayet olayına adının karışması sonucu 19 yıl hapis cezasına çarptırılan Güney, cezaevinde kaldığı dönemde eşine yazdığı mektupları “Selimiye Mektupları” adlı kitapta topladı.

“YOL” İLE CANNES’DA ALTIN PALMİYE KAZANDI

Yılmaz Güney’in cezaevindeyken senaryosunu kaleme aldığı “Sürü” filmi, yönetmen Zeki Ökten tarafından beyaz perdeye aktarıldı.

Senaryosunu Güney’in yazdığı, yönetmenliğini Şerif Gören’le birlikte üstlendiği “Yol” filmi, 1982’de Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye layık görüldü. Cannes’ın resmi kayıtlarında film, Şerif Gören ve Yılmaz Güney yönetmenliğinde, Güney’in senaryo ve diyaloglarıyla yer aldı.

“Yol”, Cannes’da Altın Palmiye kazanan ilk Türk filmi oldu. Güney’in sinemadaki uluslararası tanınırlığını artıran yapım, festivalde Uluslararası Eleştirmenler Federasyonu (FIPRESCI) Ödülü’nü de kazandı.

1982’de Türk vatandaşlığından çıkarılan Güney’in, 1983’te Fransa’da çektiği “Duvar” filmi, aynı yıl Cannes Film Festivali’nin yarışma bölümünde gösterildi.

Türk sinemasının dünyaya açılmasında önemli bir yeri olan Güney, 114 filmde oyuncu, 26 filmde yönetmen, 15 filmde yapımcı, 64 filmde ise senarist olarak yer aldı.

Yılmaz Güney, mide kanseri nedeniyle 9 Eylül 1984’te Fransa’da hayatını kaybetti ve Paris’teki Pere-Lachaise Mezarlığı’na defnedildi. (AA)

SON GİRİLEN İÇERİKLER